Karne Oyunu

Necdet Neydim

  • Türkçe Yayın Editörü: Müren Baykan
  • Çevirmen: Mine Kazmaoğlu
  • Son Okuma: Hande Demirtaş
  • Özgün adı: The Report Card, 2004
  • Kapak deseni: Brian Selznick
  • Kapak Uygulama: Anıl Çağatay
  • Baskı Öncesi Hazırlık: Neslihan Çelik
  • Renk Ayrımı: Gezegen Grafik
  • Baskı: Gezegen Basım

Andrew Clements

1949’da ABD’nin New Jersey eyaletinde doğan Andrew Clements, Northwestern Üniversitesi’nde edebiyat eğitimi aldı, National Louis Üniversitesi’nde eğitim üzerine yüksek lisans yaptı. Çocukluğunda yaz aylarını telefonu, televizyonu, hatta kapı zili bile olmayan bir evde geçirmesi, yazarlığını derinden etkiledi. Şarkı sözü yazarlığı ve öğretmenlik yaptı, resimli kitaplar için metin yazdı. İlk çocuk romanı, 1996’da yayımlanan Bunun Adı Findel’le (Frindle) müthiş bir satış başarısı yakaladı, Amerika’nın hemen her köşesinde pek çok ödül kazandı. Peş peşe yazdığı, The Landry News (Landry’den Haberler, 1998), Gizemli Anahtar (The Janitor’s Boy, 2000), The School Story (Okul Öyküsü, 2001), The Last Holiday Concert(Yıl Sonu Konseri, 2004), Karne Oyunu (The Report Card, 2004), Konuşmak Yok! (No Talking, 2007), Tek Mi? Çift Mi? (Lost and Found, 2008), Troublemaker (Baş Belası, 2011) ve Sıradan Bir Çocuk (About Average, 2012) ile başarısını sürdürdü. Ellinin üzerinde kitabı bulunan yazar, 2019 yılında aramızdan ayrıldı.

Metne Genel Bakış

Nora, gösteri yapmaktan hoşlanmayan, diğer çocuklardan farklı olduğunun farkına varmış, ancak bunu kimse fark etmesin diye elinden gelen her şeyi yapan bir beşinci sınıf öğrencisi. Buna anaokulunda okuma yazma çalışmalarının yapıldığı saatlerde kedi gibi davranmak da dahil. Çünkü kimsenin, onun zaten okuma yazmayı bildiğini ya da yalnızca televizyon izleyerek kendi kendine İspanyolcayı söktüğünü öğrenmesini istemiyor. Ancak Nora’nın planı ters tepiyor ve Nora’nın öğrenme güçlüğü çektiği sonucuna varılıyor. Nora buna da bir çözüm buluyor. Kedi olmaktan vazgeçip etrafındaki çocukları taklit ederek “normal” gözükmeye çalışıyor.

Nora, çocukları gözlemleyip taklit ederken Stephen’ın iyi bir arkadaş olacağına karar veriyor. Anaokulundan beri Nora’nın en yakın arkadaşı Stephen Curtis. Stephen, notları pek parlak bir öğrenci değil. Dördüncü sınıfta önemli bir sınavdan düşük not alınca da kaygısı iyice artıyor. Dördüncü sınıf öğretmenlerinin sınav notlarının anlamı olmadığını belirtmesine, notlara yalnızca kendimizi hangi konularda geliştirmemiz gerektiğini gösteren anlık saptamalar olarak bakmaları gerektiğini söylemesine rağmen, Stephen okulu bir mücadele alanı gibi görmeye başlıyor. Okulda bu durumda olan tek çocuk Stephen da değil. Okul bütün çocuklar için kazananların ve kaybedenlerin notlarla ayırt edildiği bir rekabet alanına dönüşüyor.

Stephen’ın kaygılarının ve başarısız olduğunu düşünmesinin onu mutsuz ettiğini gören Nora, beşinci sınıfta bir şeyleri değiştirmeye karar veriyor. Amacı notların okuldaki en önemli şey olmadığını kanıtlayarak Stephen’ı yeniden mutlu etmek. Çünkü arkadaşlar böyle yapar.

Bundan sonra Nora’nın bilinçli olarak düşük notlar almasına, bütün okulu örgütlü bir mücadeleye sokmasına, yetişkinlere karşı notların önemsiz olduğunu kanıtlama çabalarına şahitlik ediyoruz. Ayrıca Nora’nın okulun futbol takımının oyuncusu olması sebebiyle bu kitapta bir dâhinin futbola ait görüşlerini de okuma şansı buluyoruz:

“İlk kez bir futbol maçını, üç yaşımdayken, televizyonda yerel bir İspanyol kanalında izlemiş ve bayılmıştım. Kameranın neredeyse bütün sahayı aynı anda göstermesi çok hoşuma gitmişti. Oyuncuların hamle tasarlamalarını ve uygulamalarını izleyebiliyordum. İşin aritmetiğini de görebiliyordum: Bir forvet oyuncusu uçan bir korner atışını karşılamaya koştuğunda oluşan kesişmeler; orta saha oyuncuları topu, savunma oyuncusunun ayağı önüne gelecek şekilde pas verdiklerinde oluşan açılar. Oyuncular pasları engellerken, şutçuların önüne keserken ortaya çıkan açıları da görüyordum. Kaleye atılan her şut, bir hız ve yörünge dengesi demekti. Her şey aritmetik ve fiziğin canlı bir ifadesiydi.”

Futbol, ciddi bir akıl oyunuydu. Başarılı oyuncular, sahanın bütününü ve öteki oyuncuların tamamını akıllarında tutuyorlardı. Saha onların dışında değil, kafalarının içindeydi. Sonra da ‘Gooooooooool!” Muhteşem!”

Bu bölümde, bir çocuk kitabına göre fazla estetik kaygı güdülmüş. Çocuğun dünyasında olmadığımız izlenimi yaratıyor. Kitabın genelinde mesaj ulaştırma kaygısı hissediliyor. Yazar sürekli not kaygısıyla mücadele etmekten ziyade, not kavramını öne sürüyordu. Anne baba faktörlerinin aşırı baskıcı tutumundan bir anda yumuşama evresine geçişi, şaşkınlık yaratan diğer bir unsurdu.

Özel yetenekli bir çocuğun normal okuldaki çabalamaları, o yaş grubu için arkadaşlıkların önemi gibi hususlara parmak basmış olması güzel lakin, estetik kaygıyı ve mesaj kaygısını sürekli hissettirmesi, çocuğa bir şeyi anlatma gayesi içerisinde olduğunu belli etmesi metnin kurgusal gerçekliğini sorgulatıyor.

Metinde herhangi bir seksist tutumdan kesinlikle bahsedilemez ama anne baba figürleri geleneksel çizginin içindeki bir baskı tutumunu modern hayata geçirmiş haliyle kız çocuğuna yansıtma tutumundalar. Kitabın kurgusunda olayların başlıklar halinde bölümlere ayrılması 8+ yaş grubu çocuk edebiyatı metni için olabilir seviyede bir tercih.

Bu yazıyı paylaşın
Scroll to Top