Bir Çevirmenin Ardında Bıraktığı İz: Elif Ertan ve Genç Soluk Ödülü

Fatih İkiz

Bu yazıyı kaleme alırken en çok üzerinde durduğum şeylerden biri, doğru bir başlık bulmaktı. Böylesine çok yönlü; üretimini, bilgisini ve enerjisini hiçbir zaman tek bir alanla sınırlamayan; yaptığı her işe aynı özveri ve tutkuyla yaklaşan birini tek bir başlık altında anlatmak kolay değildi. Çok erken yaşta aramızdan ayrılan ve kendisini tanıyan herkesin belleğinde derin izler, güzel hatıralar bırakan Elif Ertan’ı hangi yönüyle anlatmalıydım? Araştırmacı ve akademisyen kimliğiyle mi? Öğrencilerinin büyük bir sevgi ve hayranlıkla andığı eğitimci yönüyle mi? Yoksa çeviriyle yolu kesişen hemen herkesin yakından tanıdığı çevirmen kimliğiyle mi?

Nihayetinde tercihim çevirmen kimliğinden yana oldu. Elbette bu tercih, diğer yönlerini geri plana ittiği için değil; aksine hepsini içinde barındırdığı için. Geride bıraktığı çeviriler, çeviribilim alanındaki çalışmaları, meslekleşme sürecine sunduğu katkılar ve bugün adını yaşatan Çeviri Derneği Elif Ertan Genç Soluk Ödülü bana göre onun çevirmen kimliğini yalnızca yaptığı çevirilerle değil, çeviri kültürüne bıraktığı kalıcı mirasla birlikte düşünmeyi gerektiriyor. Tam da bu sebeple böyle bir başlık atmaya karar verdim…

Çeviribilim literatüründe çevirmenin görünmezliği kavramı, çoğu zaman çevirmenin metnin ardında kalan, emeği çoğunlukla fark edilmeyen konumunu anlatır kısaca. Bir nevi şeffaflık yanılsaması. Oysa çoğu zaman bir çevirmen yaptığıyla bu görünmezliği aşacak kadar güçlü izler bırakır ardında. Elif Ertan da şüphesiz böyle isimlerden biridir. Geride bıraktığı çevirileri, çeviribilim alanındaki araştırmaları, mesleğin kurumsallaşmasına yönelik çalışmaları ve bugün hâlâ onun adıyla yaşamaya devam eden Genç Soluk Ödülü, aslında görünmezliğe mahkûm edilen bir emeğin nasıl kalıcı bir mirasa dönüşebileceğinin en somut örneklerindendir.

İlk bakışta, Sözelti’nin yıllar sonra Elif Ertan adına verilen bir ödüle layık görülmesi ile Elif Ertan arasında bir bağ kurmanın zor olduğu düşünülebilir. Oysa bu ilişki, zamansal bir yakınlıktan çok daha derin bir ortak zemine dayanır. Elif Ertan’ın vefatının ardından Çeviri Derneği tarafından onun adına verilmeye başlanan Elif Ertan Genç Soluk Ödülü, yalnızca bir anma ödülü değildir. Aynı zamanda onun meslek anlayışını ve çeviriye bakışını geleceğe taşıyan bir sorumluluk niteliği de taşır. Ödül, çeviri alanında yeni seslerin ortaya çıkmasını teşvik etmeyi, genç kuşakların görünürlüğünü artırmayı ve üretimlerini desteklemeyi amaçlar. Bir bakıma, Elif Ertan’ın yaşamı boyunca emek verdiği dayanışma kültürünün ve mesleki paylaşım anlayışının bugün de sürdürülmesini hedefler. Nitekim ödülün verilme ölçütleri de bu anlayışı açıkça yansıtmaktadır. Çeviri Derneği Elif Ertan Genç Soluk Ödülü, çeviri alanında yenilikçi çalışmalar ortaya koyan, kişiliği ve toplumsal sorumluluk bilinciyle örnek oluşturan, aynı zamanda çeviri alanının geleceğine kalıcı katkılar sunma potansiyeli taşıyan genç kişi ya da oluşumları desteklemeyi amaçlamaktadır.[1]

Bu yönüyle Sözelti’nin ödüle değer görülmesi de anlamlıdır. Çünkü Sözelti, yalnızca bir dergi olmanın ötesinde; genç araştırmacılara, çevirmenlere, çocuk ve gençlik edebiyatı alanında üretmek isteyen yeni kalemlere alan açmayı hedefleyen bir yayın anlayışını benimsemektedir. Genç sesleri görünür kılmaya, onların düşüncelerini ve üretimlerini paylaşabilecekleri nitelikli bir zemin oluşturmaya çalışmaktadır. Bu bakımdan, Elif Ertan’ın adını taşıyan bir ödül ile Sözelti’nin yayın ilkeleri aynı düşünsel zeminde buluşmaktadır.

Elif Ertan’ın Yaşam Öyküsü ve Çalışmaları Üzerine

Elif Ertan’ın hayatına yakından bakıldığında, yukarıda sözünü ettiğimiz çok yönlülüğün rastlantısal olmadığı görülür. Henüz öğrencilik yıllarından itibaren dili, kültürü ve çeviriyi birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak ele alan Ertan, akademik yaşamı boyunca da aynı yaklaşımı sürdürmüştür. Saint Benoît Fransız Lisesindeki eğitiminin ardından Marmara Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği Bölümünden mezun olmuş; 1998 yılında ise Yıldız Teknik Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak akademik hayata adım atmıştır. Bu tarihten itibaren üniversite, onun yalnızca ders verdiği ya da araştırma yaptığı bir kurum değil; aynı zamanda ürettiği, tartıştığı ve yeni fikirler geliştirdiği bir düşünce ortamına dönüşmüştür.

Akademik çalışmalarının ilk önemli durağı olan yüksek lisans çalışması, onun bilimsel merakının yönünü de ortaya koyar. “Türkiye’de Çizgi Roman Çevirilerinin Ekinsel, Zamansal ve Uzamsal Açılardan İncelenmesi: Asteriks, Red Kit, Tenten”[2] başlıklı çalışması, uzun yıllar akademik araştırmaların kıyısında kalmış bir alanı çeviribilimin inceleme nesnesi hâline getirir. Çizgi romanları çevrilmiş metinler olmanın ötesinde kültürler arasında dolaşan, yeniden üretilen ve yeni okur topluluklarıyla buluşan anlatılar olarak değerlendirmesi, Elif Ertan’ın çeviriye bakışının somut bir göstergesidir.

Akademik yolculuğunun önemli duraklarından biri de Fransa’da geçirdiği dönemdir. Rennes II Haute-Bretagne Üniversitesinde, teknik çeviri ve uzmanlık alanları çevirisi konusunda uluslararası düzeyde önemli çalışmalara imza atan Daniel Gouadec’in yürüttüğü programda eğitim alması sonraki çalışmalarını doğrudan etkilemiştir.[3] Türkiye’ye döndükten sonra özellikle teknik çeviri derslerinin yeniden yapılandırılmasına katkı sunması ve uzmanlık alanları çevirisini yalnızca terminoloji aktarımıyla sınırlamayan bir anlayış geliştirmesi, bu akademik birikimin doğal bir sonucudur. 2013 yılında kitap olarak da yayımlanan doktora çalışması, uzmanlık alanları çevirisinin tarihsel gelişimini, eğitimini, uygulama süreçlerini ve mesleki gerekliliklerini birlikte ele alan öncü araştırmalardan biri olmuştur.[4] Bugün geriye dönüp bakıldığında, bu çalışmanın yalnızca belirli bir araştırma konusuna değil, Türkiye’de çeviri eğitiminin gelişimine de önemli katkılar sağladığı görülmektedir.

Elif Ertan’ın akademik üretimini farklı kılan en önemli özelliklerden biri, kuram ile uygulamayı birbirinden ayırmayan yaklaşımıdır. Pek çok araştırmacının yalnızca akademik üretime ya da yalnızca çeviri pratiğine yöneldiği bir alanda o, bu iki dünyayı sürekli birbirini besleyen alanlar olarak değerlendirmiştir. Derslerinde profesyonel deneyimlerinden yararlanmış, sahada karşılaşılan sorunları araştırmalarına taşımış, akademik tartışmaları ise çeviri eyleminin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düşünmüştür.

Bu yaklaşım, çevirdiği eserlerde de açıkça hissedilir. Anatole France, Yasmina Khadra, Boris Vian, Nora Şeni, Jean-Bertrand Pontalis ve Diane Ducret gibi farklı tür ve dönemlerden yazarları Türkçeye kazandırması, onun tek bir uzmanlık alanıyla sınırlı kalmadığını gösterir.[5] Edebiyattan tarih ve düşünceye uzanan bu çeşitlilik, çeviriyi dilsel bir aktarımın ötesinde kültürler arasında kurulan sürekli bir diyalog olarak gördüğünü ortaya koymaktadır. Çeviri onun için kitabın yayımlanmasıyla tamamlanan bir süreç de değildir. Çevirdiği eserlerin yazarlarıyla gerçekleştirdiği söyleşiler, katıldığı konferanslar ve kültürel etkinliklerde üstlendiği roller, çeviriyi kamusal tartışmanın bir parçası hâline getirme çabasının doğal uzantılarıdır.

Elif Ertan’ı yalnızca akademik yayınları ya da çevirileriyle anlatmak eksik kalacaktır. Onu tanıyanların hatıralarında yer eden yönlerinden biri de farklı insanları aynı masa etrafında buluşturabilen kişiliğidir. Yıldız Teknik Üniversitesinde düzenlediği kültür ve sanat etkinlikleri, öğrencileriyle kurduğu güçlü iletişim, müziğe olan ilgisi ve farklı disiplinleri bir araya getiren girişimleri (Bogenç-Demirel, 2016), onun üretkenliğinin yalnızca akademik çalışmalarla sınırlı olmadığını göstermektedir.

Bu yönüyle Elif Ertan, bilgiyi paylaşılması gereken ortak bir değer olarak gören akademisyenlerden biriydi. Akademik üretimin üniversite duvarlarının dışına taşması gerektiğine inanan Ertan; kültürel etkinlikleri, söyleşileri ve ortak projeleri bu anlayışın doğal bir uzantısı olarak görüyordu. Belki de bu nedenle onu tanıyan birçok kişi yalnızca başarılı bir akademisyeni değil; çevresindeki insanları üretmeye teşvik eden, birlikte düşünmeye ve birlikte çalışmaya davet eden bir yol arkadaşını hatırlamaktadır.

Elif Ertan’ın ardında bıraktığı en değerli ayak izlerinden biri de meslek örgütlenmesine verdiği destektir. Çeviri Derneği çatısı altında yürüttüğü çalışmalar, çevirmenlik mesleğinin standartlarının oluşturulmasına yönelik katkıları ve mesleki yeterlilikler üzerine yürütülen süreçlerde üstlendiği sorumluluklar, onun çeviriyi bireysel bir uğraş olmanın ötesinde kamusal bir sorumluluk olarak gördüğünü göstermektedir.

Hatırlamak ve Sürdürmek Üzerine

Yazının başında, Elif Ertan’ı hangi yönüyle anlatmam gerektiğini düşündüğümü söylemiştim. Satırlar ilerledikçe fark ettim ki bu sorunun tek bir cevabı yok. Çünkü onun araştırmacılığı, eğitimciliği, çevirmenliği ve meslek örgütlenmesine verdiği emek birbirinden bağımsız kimlikler değildi; aynı düşüncenin farklı yansımalarıydı. Belki de bu yüzden Elif Ertan’ı anlatmanın en doğru yolu; bu yönlerden yalnızca birini öne çıkarmak değil, hepsini ortak bir üretim ve paylaşım anlayışının parçaları olarak görebilmektir.

Bu anlayış, bugün onun adını taşıyan Çeviri Derneği Elif Ertan Genç Soluk Ödülü ile yaşamaya devam ediyor. Ödüldeki “genç soluk” ifadesi, yalnızca biyolojik bir sınıflandırmayı içermiyor elbette; alana yeni bir bakış kazandırma cesaretini, birlikte üretme kültürünü ve çeviriyi geleceğe taşıyacak ortak emeği temsil ediyor. Nitekim ödülün yalnızca bireysel çevirmenlere değil, ÇeviriBlog, Çeviri Köyü gibi kolektif girişimlere ve farklı üretim biçimlerine de verilmiş olması, bu anlayışın en açık göstergelerinden biridir. Burada ödüllendirilen yalnızca bir başarı değil, çeviri alanına açılan yeni imkânlar, yeni düşünce alanları ve yeni dayanışma biçimleridir.

Sözelti’nin böyle anlamlı bir ödüle layık görülmesini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Çünkü Sözelti, çocuk ve gençlik edebiyatını yalnızca inceleyen bir dergi olmaktan öte, farklı kuşaklardan araştırmacıları, çevirmenleri, editörleri ve öğrencileri aynı düşünsel zeminde buluşturan kolektif bir üretim alanıdır. Çocuk ve gençlik edebiyatı çevirisini, çevrilmiş metinlerle birlikte eleştiri, araştırma, eğitim ve yayıncılık eksenlerinde tartışmaya açarak alana yeni katkılar sunmayı amaçlamaktadır. Bu yönüyle derginin benimsediği yayın anlayışı ile Elif Ertan’ın akademi, çeviri pratiği ve mesleki dayanışmayı birbirinden ayırmayan yaklaşımı arasında güçlü bir düşünsel ortaklık bulunmaktadır.

Belki de bugün Elif Ertan’ın adını yaşatan en önemli şey yalnızca yayımladığı çalışmalar ya da çevirdiği kitaplar değildir. Asıl mirası, ardında bıraktığı düşünme biçimi, çalışma disiplini, paylaşma kültürü ve yeni kuşaklara duyduğu inançtır. Genç Soluk Ödülü de tam olarak bu mirası geleceğe taşımaktadır. Her yeni ödül sahibiyle birlikte yalnızca bir isim hatırlanmamakta; Elif Ertan’ın temsil ettiği üretme, paylaşma ve birlikte büyütme anlayışı da yaşamaya devam etmektedir.

Bu nedenle bu sayıyı Elif Ertan’a ithaf etmeyi, yalnızca aldığımız ödüle karşı bir teşekkür ya da vefa göstergesi olarak görmüyoruz. Aynı zamanda onun üretimini yeniden hatırlamayı, çalışmalarını yeni kuşaklarla buluşturmayı ve çeviri alanının ortak hafızasına küçük de olsa bir katkıda bulunmayı amaçlıyoruz.

Eğer bu sayı, Elif Ertan’ı daha önce tanımayan bir okurun onun çalışmalarına yönelmesine vesile olursa; genç bir araştırmacıyı yeni sorular sormaya, genç bir çevirmeni daha cesur üretmeye ya da çeviri alanında birlikte düşünmenin ve birlikte üretmenin değerini yeniden hatırlatmaya katkı sunabilirse o zaman bu ithaf gerçek anlamını bulmuş olacaktır. Sanırım Elif Ertan’ın ardında bıraktığı en kıymetli miras da tam olarak şudur: Yalnızca çevirdiği metinler ya da yaptığı akademik çalışmalar değil, başkalarının üretimine alan açan ve “genç solukların” yetişmesine imkân tanıyan bir düşünce ve dayanışma kültürü…

Elif Ertan’ın Çevirdiği Eserler:

Küçük Pierre (A. France, Pencere Yayınları, 2002)

Morituri (Y. Khadra, E Yayınları, 2004)

Günlerin Köpüğü (B. Vian, E Yayınları, 2005)

Oryantalizm ve Hayırseverliğin İttifakı (N. Şeni, Yapı Kredi Yayınları, 2009)

Günlerin Kırıntıları (JB. Pontalis, Bağlam Yayınları, 2010)

Diktatörlerin Kadınları (D. Ducret, Destek Yayınları, 2012).

Akademik Yayınları:

Ertan, E. (2013). Uzmanlık Alanları Çevirilerinin Tarihsel Süreci, Eğitimi, Önemi ve Çeviri Uygulamalarındaki Konumu. Efe Akademi Yayınları.

Kaynakça:

Bogenç-Demirel, E. (2016). 24 Mart 2014 Günü Aramızdan Ayrılan Sevgili Elif Ertan’ın Ardından / Hommage À Elif Ertan Qui Nous A Quitté Le 24 Mars 2014 À Istanbul. İstanbul Üniversitesi Çeviribilim Dergisi, 4(7), 149-154. https://izlik.org/JA99UD56DM.

Çeviri Derneği Ödül Yönetmeliği: https://ceviridernegi.org/ceviri-dernegi-odul-duyurusu/

Ertan, Ö. E. (2002). Türkiye’de Çizgi Roman Çevirilerinin Ekinsel, Zamansal, Uzamsal Açıdan İncelenmesi: Asteriks, Red Kit, Ten Ten (Tez No. 113723) [Yüksek lisans tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi]. Ulusal Tez Merkezi.

Ertan, E. (2010). Uzmanlık Alanları Çevirilerinin Tarihsel Süreci, Eğitimi, Önemi ve Çeviri Uygulamalarındaki Konumu (Tez No. 250867) [Doktora tezi, Marmara Üniversitesi]. Ulusal Tez Merkezi.

Elif Ertan’ın çevirdiği kitaplar için bakınız: https://1000kitap.com/yazar/elif-ertan/cevirdigi-kitaplar

  1. Çeviri Derneği Ödül Yönetmeliği için bakınız: https://ceviridernegi.org/ceviri-dernegi-odul-duyurusu/

  2. Ertan, Ö. E. (2002). Türkiye’de Çizgi Roman Çevirilerinin Ekinsel, Zamansal, Uzamsal Açıdan İncelenmesi: Asteriks, Red Kit, Ten Ten (Tez No. 113723) [Yüksek lisans tezi, YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ]. Ulusal Tez Merkezi.

  3. Bogenç-Demirel, E. (2016). 24 Mart 2014 Günü Aramızdan Ayrılan Sevgili Elif Ertan’ın Ardından / Hommage À Elif Ertan Qui Nous A Quitté Le 24 Mars 2014 À Istanbul. İstanbul Üniversitesi Çeviribilim Dergisi, 4(7), 149-154. https://izlik.org/JA99UD56DM.

  4. Ertan, E. (2010). Uzmanlık Alanları Çevirilerinin Tarihsel Süreci, Eğitimi, Önemi Ve Çeviri Uygulamalarındaki Konumu (Tez No. 250867) [Doktora tezi, MARMARA ÜNİVERSİTESİ]. Ulusal Tez Merkezi.

  5. Elif Ertan’ın çevirdiği kitaplar için bakınız: https://1000kitap.com/yazar/elif-ertan/cevirdigi-kitaplar

Bu yazıyı paylaşın
Scroll to Top