Bunun Adı Findel!

Necdet Neydim

Yazarı tanımak adına; Andrew Clements

Andrew Clements, Amerikalı bir yazardır. 1949 yılında New Jersey’de doğdu. Çocukluğunun yaz ayları dönemini hiçbir elektronik aletin olmadığı hatta kapı zillerinin bile olmadığı bir evde geçirmesi onun yazarlık yönünü epeyce etkilemiştir. Northwestern Üniversitesinde edebiyat eğitimi aldıktan sonra National Louis Üniversitesinde eğitim üzerinde yüksek lisans yapması da yazarlığını etkilemiştir. Clments öğretmenlik ve şarkı sözü yazarlığı da yapmıştır. İlk çocuk kitabı “Bunun Adı Findel”dir ve bu kitapla büyük bir başarı yakalamıştır.

Kitap on beş başlıklı bölüme ayrılmış tek bir hikâye üzerinden devam ediyor. On bir görsel çizimle desteklenen anlatımda on üç puntoluk baskı kullanılmış.

Metne Genel Bakış

Nick Allen, Lincoln İlkokuluna giden bir beşinci sınıf öğrencisidir. O, “tamamen kendine özgü” ve “bir dolu fikirleri olan ve onları kullanmayı iyi bilen” bir çocuktur. Üçüncü ve dördüncü sınıfta yaptıkları ile de bunu kanıtlamıştı. Herkes bilirdi ki beşinci sınıf farklıydı çünkü beşinci sınıf ortaokula hazırlık yapılan bir sınıftı. Ayrıca beşinci sınıfta ciddi bir şöhret sahibi olan, dil bilgisi ve edebiyat öğretmeni Bayan Granger vardı. Dünyadaki bütün dil bilgisi ve edebiyat öğretmenleri gibi Bayan Granger, öğrencilerine sözlük kullandırmaya ve öğrencilerinin yazım ve noktalama hatalarını düzeltmeye bayılırdı. Her hafta öğrencilerine otuz beşer tane kelime verir, bunun yanında her gün “günün sözcüğünü” belirler, öğrencilerinin de bu sözcükleri defterlerine yazmalarını ve bu sözcüklerin anlamlarını öğrenmelerini isterdi.

Beşinci sınıfın ilk dersleri her zamanki gibi geçiyordu. Son ders Nick’in edebiyat ve dil bilgisi dersiydi. Dersin otuz yedi dakikası geçmişti. Her şey Bayan Granger’in istediği gibiydi. Dersi kaynatmada ve öğretmenlerin kafasını bulandırmada usta olan Nick son üç dakikaya bir şeyler sığdırmak istiyordu. Çünkü öğretmeni bu son üç dakikada ödev verecekti.

Nick, bunu engellemek için öğretmenine bir soru sormak istiyordu. Nihayetinde “Öğretmenim, sınıfta bir sürü sözlüğünüz var, hele şu koskocaman… Bu kadar sözcüğü nerden bulmuşlar? Başka başka sözcüklerden mi kopyalamışlar? Yani, çok kalın bir kitap gerçekten.” dedi. Öğretmeni bu soruyu tatlı bir gülümseme ile karşıladı ve Nick’e bu sorunun cevabını kendisi bulmasını istediğini ve bunu da sözlü bir raporla sınıfa sunmasını istedi. Nick, yıkılmıştı. Eve geldi ve raporunu hazırlamak için ansiklopedileri, büyük sözlükleri tek tek inceledi.

C:\Users\Duygu\Downloads\image2 (1).JPG

Yarın ders saati geldiğinde, raporunu neredeyse bir ders saatini dolduracak şekilde sundu. Sözcüklerin oluşumunda insanların etkili olduğunu, herkes çevresinde gördüğü bir varlığa çok eskilerden beri bir isim verdiği için bu kararlaştırılmış kurala herkesin uyduğunu öğrendi. On sekiz dakika kala dersi kaynatmak için terminolojik dille yazılmış sözlük ön sözünü bile okudu. Bayan Granger çok sinirlenmişti. Kalan sekiz dakikada kırk dakikalık derste anlatacaklarını anlatıp ödevini vermeyi başardı.

Nick ve Janet, o gün eve dönerken her zamanki gibi birbirleriyle şakalaşarak yürüyordu. Nick, bir ara daldı ve o sırada Janet’e çarptı. Janet yere düştü ve bir kalem buldu. Nick yerden kalemi aldı ve Janet’e uzattı. “Al şu findelini!” dedi. O andan sonra findel sözcüğü ilk önce Nick’in arkadaşları arasında sonra kasabaya yayılmaya başladı.

C:\Users\Duygu\Downloads\image2 (2).JPG

Bu durumdan hoşnut olmayan Bayan Granger, kaleme findel diyenleri cezaya çarptırdı ama bunlar nafileydi. Bayan Granger, olaylar olurken bir gün Nick’i odasına çağırdı ve ona bir zarf gösterdi ve bütün bu olaylar bittikten sonra bu zarfın içindekileri okuyabileceğini söyledi ve ona zarfın üzerini imzalattı.

ı. C:\Users\Duygu\Downloads\image1 (3).JPG

Findel sözcüğü yayılırken okulda cezaya kalan öğrenci sayısı da artıyordu.

C:\Users\Duygu\Downloads\image3.JPG

C:\Users\Duygu\Downloads\image5.JPG

C:\Users\Duygu\Downloads\image2 (3).JPG

Bunun üzerine okul müdürü Nick’in anne ve babası ile konuşmaya geldi. Bu konuşmada da Nick galip geldi. Nick, Bayan Granger ile bir savaş halinde olduğunu hissediyordu ve anne babası onun yanında olmuşlardı. Ardından olayı duyan Westfield gazetesi muhabiri Judy Morgan olayı çok ilginç buldu ve Nick’in okul müdürüyle, Bayan Granger’le ve dışarıda karşılaştığı birkaç öğrenciyle -o öğrencilerden birisi de Nick’ti.- görüştükten sonra gazetesinde iyi bir haber yazdı. Bu olay kasabada çok ses getirdi. Daha sonra olay yerel bir televizyon muhabiri olan Alice Lunderson aracılığıyla ulusal medyaya kadar ulaştı. Findel sözcüğünün bu kadar popüler olabileceğini önceden kestiren Bud Lawrence findel markalı kalemler, defterler, şapkalar, tişörtler üretti. Bud, Nick’in babasına bu markadan çok para kazanacağını ve bunda da en büyük payın Nick’e ait olduğunu belirtti. Hatta bu zamana kadar kazandığı paradan Nick’e düşeni, babasına verdi. Babası da gerekli evrakları imzalayıp doğruca bankaya gidip Nick adına bir hesap açtı.

C:\Users\Duygu\Downloads\image4.JPG

Findel sözcüğü artık Nick’in değildi. Amerika’da ilkokula, ortaokula, liseye hatta üniversiteye giden herkes ve bunların yanında büyükler, findel sözcüğünü kullanmaya başladı. Findel sözcüğü milletin ortak sözcüğü haline geldi. Findel markalı ürünler de çokça satıldı ve Nick’in banka hesabı çok çok kabardı. Hatta Nick’in doğduğu kasabanın adının altına “Findel’in Doğduğu Yer” bile yazıldı.

Nick, bunca olaydan sonra yapacağı her şeyin büyüyeceğini düşünerek parlak fikirlerinden vazgeçmeye başladı. Sessizleşti. Sınıfta var ile yok arasındaydı. Kabuğuna çekildi. Okulun son günü Nick, mektubu hatırladı ve Bayan Granger’den mektubu almaya gitti ama Bayan Granger, daha her şeyin bitmediğini belirterek mektubu vermedi. Ona ayrıca iyi bir öğrenci olduğunu, onunla her zaman gurur duyduğunu söyledi.

C:\Users\Duygu\Downloads\image6.JPG

Aradan uzun yıllar geçti. Nick, bu yıllar içinde okulda yine yeni ve yaratıcı şeyler yaptı. Yirmi bir yaşına geldiğinde Nick, zengin olduğunu öğrendi. Bu paradan annesine, babasına ve abisine yardımda bulundu. Yine o sene Nick, kapısında bir paket buldu. Pakette bir sözlük, bir not ve beşinci sınıfta üzerini imzaladığı not bulunuyordu. Yeni basım sözlükte Nick’in sözcüğü olan “findel” sözcüğü vardı. Mektubu bitirdiğinde ise aslında Bayan Granger’in o sözcüğün gelişmesinde, büyümesinde ve herkese yayılmasında kötü tarafı oynayarak büyük bit etkisi olduğunu anladı.

Nick, bunun üzerine bir milyon dolarlık bir bağışla öğretmeninin adı olan Lorelei Granger Öğrenci Vakfı’nı açtı. Nick’in öğretmenine gönderdiği kalem için de şöyle bir not yazılıydı:

C:\Users\Duygu\Downloads\image7.JPG

Metinde başlangıçtaki didaktik üslup, ilerleyen bölümlerde okuyucunun sorgulamasına sevk edilir hâle dönüşüyor. Katı öğretmen-öğrenci disiplini üzerine kurulmuş olan hikâye, Nikolas’ın merakı ve yeni şeyler öğrenmeye isteğiyle bir devinim kazanıyor.

Çocuk karakterin, bulunduğu toplumdaki aşırı popülaritesi, okuyucu çocuk için hem olumlu hem de olumsuz olabilir.

Amerikan toplumunun yaşayış biçimiyle ele alınmış hikâyede idealize öğrenci tipinin sorgulanıyor olması olumlu bir davranış, ancak tek bir ülkenin yaşantı biçimine göre bir kurgu kuruluyor olması metnin diğer toplumların dillerine çevrildiğinde çeviri metni okuyan çocukta kültür kargaşası ve kurgusal gerçekliğe inanmama tepkilerini oluşturabilir.

Hikâye içerisinde spor dallarındaki oyunların, çocuk eğlence oyunlarının, kız-erkek çocuk ayrımı gözetmeksizin canlandırılması, 8+ yaş grubu çocuklar için hazırlanan bir kitapta olması beklenen bir yansıtmaydı. Janet için beyzbol turnuvalarına katılan, training yapan bir kız olarak bahsedip Nick’in bunu seksist bir dil olmadan “olması gereken de bu” anlayışıyla dile getirmiş olması, yaş grubuna hitap eden yazarın olumlu bir noktasıydı.

Beşinci sınıf öğrencilerinden bahseden metinde, çocuklar yaşlarına uygun konuşturulmuş, gereksiz estetik kaygılarla büyümüş de küçülmüş çocuk izlenimi yaratılmamıştır.

Metnin genel içeriğini beğendim ancak olumsuz olarak değerlendirdiğim tek bir yönü vardı: Nick karakterinin o yaşlarda ünlü olup TV Show programlarına çıkartılmış olması. Olumsuz bulduğum nokta, kitle iletişim araçlarının metnin içerisindeki kullanım pozisyonu değil, dünyanın her yerinde gece geç saatlerde yayınlanan “talk show” vb. programlarda Nick’in yer aldığının gösterilmesiydi. Sekiz yaşındaki okuyucu bir çocuk için bilmediği bir dünya olsa da toplumca yüksek statü olarak atfedilen “celebrity” kişi konumunda bir karakterin hikayesini okumak, öngörülemeyecek davranış sapmalarına sebep olabilir.

Bunun Adı Findel!

Necdet Neydim

Yazarı tanımak adına; Andrew Clements

Andrew Clements, Amerikalı bir yazardır. 1949 yılında New Jersey’de doğdu. Çocukluğunun yaz ayları dönemini hiçbir elektronik aletin olmadığı hatta kapı zillerinin bile olmadığı bir evde geçirmesi onun yazarlık yönünü epeyce etkilemiştir. Northwestern Üniversitesinde edebiyat eğitimi aldıktan sonra National Louis Üniversitesinde eğitim üzerinde yüksek lisans yapması da yazarlığını etkilemiştir. Clments öğretmenlik ve şarkı sözü yazarlığı da yapmıştır. İlk çocuk kitabı “Bunun Adı Findel”dir ve bu kitapla büyük bir başarı yakalamıştır.

Kitap on beş başlıklı bölüme ayrılmış tek bir hikâye üzerinden devam ediyor. On bir görsel çizimle desteklenen anlatımda on üç puntoluk baskı kullanılmış.

Metne Genel Bakış

Nick Allen, Lincoln İlkokuluna giden bir beşinci sınıf öğrencisidir. O, “tamamen kendine özgü” ve “bir dolu fikirleri olan ve onları kullanmayı iyi bilen” bir çocuktur. Üçüncü ve dördüncü sınıfta yaptıkları ile de bunu kanıtlamıştı. Herkes bilirdi ki beşinci sınıf farklıydı çünkü beşinci sınıf ortaokula hazırlık yapılan bir sınıftı. Ayrıca beşinci sınıfta ciddi bir şöhret sahibi olan, dil bilgisi ve edebiyat öğretmeni Bayan Granger vardı. Dünyadaki bütün dil bilgisi ve edebiyat öğretmenleri gibi Bayan Granger, öğrencilerine sözlük kullandırmaya ve öğrencilerinin yazım ve noktalama hatalarını düzeltmeye bayılırdı. Her hafta öğrencilerine otuz beşer tane kelime verir, bunun yanında her gün “günün sözcüğünü” belirler, öğrencilerinin de bu sözcükleri defterlerine yazmalarını ve bu sözcüklerin anlamlarını öğrenmelerini isterdi.

Beşinci sınıfın ilk dersleri her zamanki gibi geçiyordu. Son ders Nick’in edebiyat ve dil bilgisi dersiydi. Dersin otuz yedi dakikası geçmişti. Her şey Bayan Granger’in istediği gibiydi. Dersi kaynatmada ve öğretmenlerin kafasını bulandırmada usta olan Nick son üç dakikaya bir şeyler sığdırmak istiyordu. Çünkü öğretmeni bu son üç dakikada ödev verecekti.

Nick, bunu engellemek için öğretmenine bir soru sormak istiyordu. Nihayetinde “Öğretmenim, sınıfta bir sürü sözlüğünüz var, hele şu koskocaman… Bu kadar sözcüğü nerden bulmuşlar? Başka başka sözcüklerden mi kopyalamışlar? Yani, çok kalın bir kitap gerçekten.” dedi. Öğretmeni bu soruyu tatlı bir gülümseme ile karşıladı ve Nick’e bu sorunun cevabını kendisi bulmasını istediğini ve bunu da sözlü bir raporla sınıfa sunmasını istedi. Nick, yıkılmıştı. Eve geldi ve raporunu hazırlamak için ansiklopedileri, büyük sözlükleri tek tek inceledi.

C:\Users\Duygu\Downloads\image2 (1).JPG

Yarın ders saati geldiğinde, raporunu neredeyse bir ders saatini dolduracak şekilde sundu. Sözcüklerin oluşumunda insanların etkili olduğunu, herkes çevresinde gördüğü bir varlığa çok eskilerden beri bir isim verdiği için bu kararlaştırılmış kurala herkesin uyduğunu öğrendi. On sekiz dakika kala dersi kaynatmak için terminolojik dille yazılmış sözlük ön sözünü bile okudu. Bayan Granger çok sinirlenmişti. Kalan sekiz dakikada kırk dakikalık derste anlatacaklarını anlatıp ödevini vermeyi başardı.

Nick ve Janet, o gün eve dönerken her zamanki gibi birbirleriyle şakalaşarak yürüyordu. Nick, bir ara daldı ve o sırada Janet’e çarptı. Janet yere düştü ve bir kalem buldu. Nick yerden kalemi aldı ve Janet’e uzattı. “Al şu findelini!” dedi. O andan sonra findel sözcüğü ilk önce Nick’in arkadaşları arasında sonra kasabaya yayılmaya başladı.

C:\Users\Duygu\Downloads\image2 (2).JPG

Bu durumdan hoşnut olmayan Bayan Granger, kaleme findel diyenleri cezaya çarptırdı ama bunlar nafileydi. Bayan Granger, olaylar olurken bir gün Nick’i odasına çağırdı ve ona bir zarf gösterdi ve bütün bu olaylar bittikten sonra bu zarfın içindekileri okuyabileceğini söyledi ve ona zarfın üzerini imzalattı.

ı. C:\Users\Duygu\Downloads\image1 (3).JPG

Findel sözcüğü yayılırken okulda cezaya kalan öğrenci sayısı da artıyordu.

C:\Users\Duygu\Downloads\image3.JPG

C:\Users\Duygu\Downloads\image5.JPG

C:\Users\Duygu\Downloads\image2 (3).JPG

Bunun üzerine okul müdürü Nick’in anne ve babası ile konuşmaya geldi. Bu konuşmada da Nick galip geldi. Nick, Bayan Granger ile bir savaş halinde olduğunu hissediyordu ve anne babası onun yanında olmuşlardı. Ardından olayı duyan Westfield gazetesi muhabiri Judy Morgan olayı çok ilginç buldu ve Nick’in okul müdürüyle, Bayan Granger’le ve dışarıda karşılaştığı birkaç öğrenciyle -o öğrencilerden birisi de Nick’ti.- görüştükten sonra gazetesinde iyi bir haber yazdı. Bu olay kasabada çok ses getirdi. Daha sonra olay yerel bir televizyon muhabiri olan Alice Lunderson aracılığıyla ulusal medyaya kadar ulaştı. Findel sözcüğünün bu kadar popüler olabileceğini önceden kestiren Bud Lawrence findel markalı kalemler, defterler, şapkalar, tişörtler üretti. Bud, Nick’in babasına bu markadan çok para kazanacağını ve bunda da en büyük payın Nick’e ait olduğunu belirtti. Hatta bu zamana kadar kazandığı paradan Nick’e düşeni, babasına verdi. Babası da gerekli evrakları imzalayıp doğruca bankaya gidip Nick adına bir hesap açtı.

C:\Users\Duygu\Downloads\image4.JPG

Findel sözcüğü artık Nick’in değildi. Amerika’da ilkokula, ortaokula, liseye hatta üniversiteye giden herkes ve bunların yanında büyükler, findel sözcüğünü kullanmaya başladı. Findel sözcüğü milletin ortak sözcüğü haline geldi. Findel markalı ürünler de çokça satıldı ve Nick’in banka hesabı çok çok kabardı. Hatta Nick’in doğduğu kasabanın adının altına “Findel’in Doğduğu Yer” bile yazıldı.

Nick, bunca olaydan sonra yapacağı her şeyin büyüyeceğini düşünerek parlak fikirlerinden vazgeçmeye başladı. Sessizleşti. Sınıfta var ile yok arasındaydı. Kabuğuna çekildi. Okulun son günü Nick, mektubu hatırladı ve Bayan Granger’den mektubu almaya gitti ama Bayan Granger, daha her şeyin bitmediğini belirterek mektubu vermedi. Ona ayrıca iyi bir öğrenci olduğunu, onunla her zaman gurur duyduğunu söyledi.

C:\Users\Duygu\Downloads\image6.JPG

Aradan uzun yıllar geçti. Nick, bu yıllar içinde okulda yine yeni ve yaratıcı şeyler yaptı. Yirmi bir yaşına geldiğinde Nick, zengin olduğunu öğrendi. Bu paradan annesine, babasına ve abisine yardımda bulundu. Yine o sene Nick, kapısında bir paket buldu. Pakette bir sözlük, bir not ve beşinci sınıfta üzerini imzaladığı not bulunuyordu. Yeni basım sözlükte Nick’in sözcüğü olan “findel” sözcüğü vardı. Mektubu bitirdiğinde ise aslında Bayan Granger’in o sözcüğün gelişmesinde, büyümesinde ve herkese yayılmasında kötü tarafı oynayarak büyük bit etkisi olduğunu anladı.

Nick, bunun üzerine bir milyon dolarlık bir bağışla öğretmeninin adı olan Lorelei Granger Öğrenci Vakfı’nı açtı. Nick’in öğretmenine gönderdiği kalem için de şöyle bir not yazılıydı:

C:\Users\Duygu\Downloads\image7.JPG

Metinde başlangıçtaki didaktik üslup, ilerleyen bölümlerde okuyucunun sorgulamasına sevk edilir hâle dönüşüyor. Katı öğretmen-öğrenci disiplini üzerine kurulmuş olan hikâye, Nikolas’ın merakı ve yeni şeyler öğrenmeye isteğiyle bir devinim kazanıyor.

Çocuk karakterin, bulunduğu toplumdaki aşırı popülaritesi, okuyucu çocuk için hem olumlu hem de olumsuz olabilir.

Amerikan toplumunun yaşayış biçimiyle ele alınmış hikâyede idealize öğrenci tipinin sorgulanıyor olması olumlu bir davranış, ancak tek bir ülkenin yaşantı biçimine göre bir kurgu kuruluyor olması metnin diğer toplumların dillerine çevrildiğinde çeviri metni okuyan çocukta kültür kargaşası ve kurgusal gerçekliğe inanmama tepkilerini oluşturabilir.

Hikâye içerisinde spor dallarındaki oyunların, çocuk eğlence oyunlarının, kız-erkek çocuk ayrımı gözetmeksizin canlandırılması, 8+ yaş grubu çocuklar için hazırlanan bir kitapta olması beklenen bir yansıtmaydı. Janet için beyzbol turnuvalarına katılan, training yapan bir kız olarak bahsedip Nick’in bunu seksist bir dil olmadan “olması gereken de bu” anlayışıyla dile getirmiş olması, yaş grubuna hitap eden yazarın olumlu bir noktasıydı.

Beşinci sınıf öğrencilerinden bahseden metinde, çocuklar yaşlarına uygun konuşturulmuş, gereksiz estetik kaygılarla büyümüş de küçülmüş çocuk izlenimi yaratılmamıştır.

Metnin genel içeriğini beğendim ancak olumsuz olarak değerlendirdiğim tek bir yönü vardı: Nick karakterinin o yaşlarda ünlü olup TV Show programlarına çıkartılmış olması. Olumsuz bulduğum nokta, kitle iletişim araçlarının metnin içerisindeki kullanım pozisyonu değil, dünyanın her yerinde gece geç saatlerde yayınlanan “talk show” vb. programlarda Nick’in yer aldığının gösterilmesiydi. Sekiz yaşındaki okuyucu bir çocuk için bilmediği bir dünya olsa da toplumca yüksek statü olarak atfedilen “celebrity” kişi konumunda bir karakterin hikayesini okumak, öngörülemeyecek davranış sapmalarına sebep olabilir.

Bunun Adı Findel!

Necdet Neydim

Yazarı tanımak adına; Andrew Clements

Andrew Clements, Amerikalı bir yazardır. 1949 yılında New Jersey’de doğdu. Çocukluğunun yaz ayları dönemini hiçbir elektronik aletin olmadığı hatta kapı zillerinin bile olmadığı bir evde geçirmesi onun yazarlık yönünü epeyce etkilemiştir. Northwestern Üniversitesinde edebiyat eğitimi aldıktan sonra National Louis Üniversitesinde eğitim üzerinde yüksek lisans yapması da yazarlığını etkilemiştir. Clments öğretmenlik ve şarkı sözü yazarlığı da yapmıştır. İlk çocuk kitabı “Bunun Adı Findel”dir ve bu kitapla büyük bir başarı yakalamıştır.

Kitap on beş başlıklı bölüme ayrılmış tek bir hikâye üzerinden devam ediyor. On bir görsel çizimle desteklenen anlatımda on üç puntoluk baskı kullanılmış.

Metne Genel Bakış

Nick Allen, Lincoln İlkokuluna giden bir beşinci sınıf öğrencisidir. O, “tamamen kendine özgü” ve “bir dolu fikirleri olan ve onları kullanmayı iyi bilen” bir çocuktur. Üçüncü ve dördüncü sınıfta yaptıkları ile de bunu kanıtlamıştı. Herkes bilirdi ki beşinci sınıf farklıydı çünkü beşinci sınıf ortaokula hazırlık yapılan bir sınıftı. Ayrıca beşinci sınıfta ciddi bir şöhret sahibi olan, dil bilgisi ve edebiyat öğretmeni Bayan Granger vardı. Dünyadaki bütün dil bilgisi ve edebiyat öğretmenleri gibi Bayan Granger, öğrencilerine sözlük kullandırmaya ve öğrencilerinin yazım ve noktalama hatalarını düzeltmeye bayılırdı. Her hafta öğrencilerine otuz beşer tane kelime verir, bunun yanında her gün “günün sözcüğünü” belirler, öğrencilerinin de bu sözcükleri defterlerine yazmalarını ve bu sözcüklerin anlamlarını öğrenmelerini isterdi.

Beşinci sınıfın ilk dersleri her zamanki gibi geçiyordu. Son ders Nick’in edebiyat ve dil bilgisi dersiydi. Dersin otuz yedi dakikası geçmişti. Her şey Bayan Granger’in istediği gibiydi. Dersi kaynatmada ve öğretmenlerin kafasını bulandırmada usta olan Nick son üç dakikaya bir şeyler sığdırmak istiyordu. Çünkü öğretmeni bu son üç dakikada ödev verecekti.

Nick, bunu engellemek için öğretmenine bir soru sormak istiyordu. Nihayetinde “Öğretmenim, sınıfta bir sürü sözlüğünüz var, hele şu koskocaman… Bu kadar sözcüğü nerden bulmuşlar? Başka başka sözcüklerden mi kopyalamışlar? Yani, çok kalın bir kitap gerçekten.” dedi. Öğretmeni bu soruyu tatlı bir gülümseme ile karşıladı ve Nick’e bu sorunun cevabını kendisi bulmasını istediğini ve bunu da sözlü bir raporla sınıfa sunmasını istedi. Nick, yıkılmıştı. Eve geldi ve raporunu hazırlamak için ansiklopedileri, büyük sözlükleri tek tek inceledi.

C:\Users\Duygu\Downloads\image2 (1).JPG

Yarın ders saati geldiğinde, raporunu neredeyse bir ders saatini dolduracak şekilde sundu. Sözcüklerin oluşumunda insanların etkili olduğunu, herkes çevresinde gördüğü bir varlığa çok eskilerden beri bir isim verdiği için bu kararlaştırılmış kurala herkesin uyduğunu öğrendi. On sekiz dakika kala dersi kaynatmak için terminolojik dille yazılmış sözlük ön sözünü bile okudu. Bayan Granger çok sinirlenmişti. Kalan sekiz dakikada kırk dakikalık derste anlatacaklarını anlatıp ödevini vermeyi başardı.

Nick ve Janet, o gün eve dönerken her zamanki gibi birbirleriyle şakalaşarak yürüyordu. Nick, bir ara daldı ve o sırada Janet’e çarptı. Janet yere düştü ve bir kalem buldu. Nick yerden kalemi aldı ve Janet’e uzattı. “Al şu findelini!” dedi. O andan sonra findel sözcüğü ilk önce Nick’in arkadaşları arasında sonra kasabaya yayılmaya başladı.

C:\Users\Duygu\Downloads\image2 (2).JPG

Bu durumdan hoşnut olmayan Bayan Granger, kaleme findel diyenleri cezaya çarptırdı ama bunlar nafileydi. Bayan Granger, olaylar olurken bir gün Nick’i odasına çağırdı ve ona bir zarf gösterdi ve bütün bu olaylar bittikten sonra bu zarfın içindekileri okuyabileceğini söyledi ve ona zarfın üzerini imzalattı.

ı. C:\Users\Duygu\Downloads\image1 (3).JPG

Findel sözcüğü yayılırken okulda cezaya kalan öğrenci sayısı da artıyordu.

C:\Users\Duygu\Downloads\image3.JPG

C:\Users\Duygu\Downloads\image5.JPG

C:\Users\Duygu\Downloads\image2 (3).JPG

Bunun üzerine okul müdürü Nick’in anne ve babası ile konuşmaya geldi. Bu konuşmada da Nick galip geldi. Nick, Bayan Granger ile bir savaş halinde olduğunu hissediyordu ve anne babası onun yanında olmuşlardı. Ardından olayı duyan Westfield gazetesi muhabiri Judy Morgan olayı çok ilginç buldu ve Nick’in okul müdürüyle, Bayan Granger’le ve dışarıda karşılaştığı birkaç öğrenciyle -o öğrencilerden birisi de Nick’ti.- görüştükten sonra gazetesinde iyi bir haber yazdı. Bu olay kasabada çok ses getirdi. Daha sonra olay yerel bir televizyon muhabiri olan Alice Lunderson aracılığıyla ulusal medyaya kadar ulaştı. Findel sözcüğünün bu kadar popüler olabileceğini önceden kestiren Bud Lawrence findel markalı kalemler, defterler, şapkalar, tişörtler üretti. Bud, Nick’in babasına bu markadan çok para kazanacağını ve bunda da en büyük payın Nick’e ait olduğunu belirtti. Hatta bu zamana kadar kazandığı paradan Nick’e düşeni, babasına verdi. Babası da gerekli evrakları imzalayıp doğruca bankaya gidip Nick adına bir hesap açtı.

C:\Users\Duygu\Downloads\image4.JPG

Findel sözcüğü artık Nick’in değildi. Amerika’da ilkokula, ortaokula, liseye hatta üniversiteye giden herkes ve bunların yanında büyükler, findel sözcüğünü kullanmaya başladı. Findel sözcüğü milletin ortak sözcüğü haline geldi. Findel markalı ürünler de çokça satıldı ve Nick’in banka hesabı çok çok kabardı. Hatta Nick’in doğduğu kasabanın adının altına “Findel’in Doğduğu Yer” bile yazıldı.

Nick, bunca olaydan sonra yapacağı her şeyin büyüyeceğini düşünerek parlak fikirlerinden vazgeçmeye başladı. Sessizleşti. Sınıfta var ile yok arasındaydı. Kabuğuna çekildi. Okulun son günü Nick, mektubu hatırladı ve Bayan Granger’den mektubu almaya gitti ama Bayan Granger, daha her şeyin bitmediğini belirterek mektubu vermedi. Ona ayrıca iyi bir öğrenci olduğunu, onunla her zaman gurur duyduğunu söyledi.

C:\Users\Duygu\Downloads\image6.JPG

Aradan uzun yıllar geçti. Nick, bu yıllar içinde okulda yine yeni ve yaratıcı şeyler yaptı. Yirmi bir yaşına geldiğinde Nick, zengin olduğunu öğrendi. Bu paradan annesine, babasına ve abisine yardımda bulundu. Yine o sene Nick, kapısında bir paket buldu. Pakette bir sözlük, bir not ve beşinci sınıfta üzerini imzaladığı not bulunuyordu. Yeni basım sözlükte Nick’in sözcüğü olan “findel” sözcüğü vardı. Mektubu bitirdiğinde ise aslında Bayan Granger’in o sözcüğün gelişmesinde, büyümesinde ve herkese yayılmasında kötü tarafı oynayarak büyük bit etkisi olduğunu anladı.

Nick, bunun üzerine bir milyon dolarlık bir bağışla öğretmeninin adı olan Lorelei Granger Öğrenci Vakfı’nı açtı. Nick’in öğretmenine gönderdiği kalem için de şöyle bir not yazılıydı:

C:\Users\Duygu\Downloads\image7.JPG

Metinde başlangıçtaki didaktik üslup, ilerleyen bölümlerde okuyucunun sorgulamasına sevk edilir hâle dönüşüyor. Katı öğretmen-öğrenci disiplini üzerine kurulmuş olan hikâye, Nikolas’ın merakı ve yeni şeyler öğrenmeye isteğiyle bir devinim kazanıyor.

Çocuk karakterin, bulunduğu toplumdaki aşırı popülaritesi, okuyucu çocuk için hem olumlu hem de olumsuz olabilir.

Amerikan toplumunun yaşayış biçimiyle ele alınmış hikâyede idealize öğrenci tipinin sorgulanıyor olması olumlu bir davranış, ancak tek bir ülkenin yaşantı biçimine göre bir kurgu kuruluyor olması metnin diğer toplumların dillerine çevrildiğinde çeviri metni okuyan çocukta kültür kargaşası ve kurgusal gerçekliğe inanmama tepkilerini oluşturabilir.

Hikâye içerisinde spor dallarındaki oyunların, çocuk eğlence oyunlarının, kız-erkek çocuk ayrımı gözetmeksizin canlandırılması, 8+ yaş grubu çocuklar için hazırlanan bir kitapta olması beklenen bir yansıtmaydı. Janet için beyzbol turnuvalarına katılan, training yapan bir kız olarak bahsedip Nick’in bunu seksist bir dil olmadan “olması gereken de bu” anlayışıyla dile getirmiş olması, yaş grubuna hitap eden yazarın olumlu bir noktasıydı.

Beşinci sınıf öğrencilerinden bahseden metinde, çocuklar yaşlarına uygun konuşturulmuş, gereksiz estetik kaygılarla büyümüş de küçülmüş çocuk izlenimi yaratılmamıştır.

Metnin genel içeriğini beğendim ancak olumsuz olarak değerlendirdiğim tek bir yönü vardı: Nick karakterinin o yaşlarda ünlü olup TV Show programlarına çıkartılmış olması. Olumsuz bulduğum nokta, kitle iletişim araçlarının metnin içerisindeki kullanım pozisyonu değil, dünyanın her yerinde gece geç saatlerde yayınlanan “talk show” vb. programlarda Nick’in yer aldığının gösterilmesiydi. Sekiz yaşındaki okuyucu bir çocuk için bilmediği bir dünya olsa da toplumca yüksek statü olarak atfedilen “celebrity” kişi konumunda bir karakterin hikayesini okumak, öngörülemeyecek davranış sapmalarına sebep olabilir.

Bu yazıyı paylaşın
Scroll to Top