Alya Inayyah, Safrina Noorman
Özet
Zorbalık, toplumda yaygın olarak bilinen bir olgudur. Genellikle bir kişinin diğer insanları kasıtlı olarak zarar vermesi şeklinde tanımlanır. Zorbalığın betimlenmesi, bir kişiye yönelik hoş olmayan eylemleri kapsar. Bu çalışma, Trudy Ludwig’in My Secret Bully (2005), Just Kidding (2006) ve Trouble Talk (2008) adlı eserlerinde zorbalık olgusunun nasıl temsil edildiğini incelemektedir. Bu çalışmanın amacı, söz konusu hikâyelerde zorbalık eylemlerinin nasıl temsil edildiğini ve bu temsillerden hangi anlamların üretildiğini ortaya koymaktır. Veri kaynağı olarak hikâye metinlerinin kullanılması nedeniyle bu çalışma nitel bir araştırmadır ve metin çözümlemesine dayanmaktadır. Çalışmada Hall’un (1997) temsil kuramı ile Foucault’nun (1982) iktidar kuramı kuramsal çerçeve olarak benimsenmiştir. Analizler sonucunda, iktidarın zorbalık yapanlar, zorbalığa maruz kalanlar ve yetişkinler tarafından kendi çıkarları doğrultusunda kullanıldığı tespit edilmiştir. Çalışma, çocukların zorbalık yapma potansiyeline sahip olduğunu ve yetişkinlerin bu süreci yönetmedeki rolünün kritik önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, yetişkinlerin çocukların söylemini küçümsememesi ve bu tür durumlarda daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiği ima edilmektedir. Dolayısıyla bu çalışma, zorbalık konusunda farkındalık yaratmayı amaçlamakta ve çocuk söyleminde güç ilişkilerinin bulunabileceğine işaret etmektedir.
Anahtar Kelimeler: farkındalık yaratma, zorbalık, çocuk söylemi, güç ilişkisi, temsil
Giriş
Gençler, hatta çocuklar bile hayatlarının bir döneminde zorbalık gibi saldırgan davranışlara maruz kalabilir. Bu türden saldırganlık biçimleri, bireyde travmatik etkilere yol açarak yetişkinlik dönemine kadar sürebilecek kalıcı izler bırakabilir. Günümüzde zorbalık, pek çok çocuğun karşı karşıya kaldığı en ciddi toplumsal sorunlardan biri hâline gelmiştir. Zorbalık terimi, adeta bir anahtar sözcüğe dönüşmüş ve büyüme sürecinin kaçınılmaz bir parçasıymış gibi sıradanlaşmıştır.
Zorbalık neredeyse her ortamda meydana gelebilir. Genellikle kalabalık insanların bulunduğu yerlerde ortaya çıkmaktadır. Ulusal Çocuk Sağlığı ve İnsan Gelişimi Enstitüsü’nün (National Institute of Child Health and Human Development-NICHD) 2010 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, zorbalığın en sık okul ortamında, özellikle yetişkin denetiminin bulunmadığı alanlarda bu tür davranışların daha yaygın olduğu gerçekleştiği görülmektedir. Okul zorbalığı, okulun pek çok farklı alanında yaşanabilir. Bu tür eylemler, çoğu zaman diğer çocukların görebileceği ve tanık olabileceği açık alanlarda gerçekleşebilir. Ancak çoğu zaman zorbalık, yetişkinlerin gözü önünde yapılmaz. Yetişkin denetiminin olmadığı durumlarda zorbalığın gerçekleşmesi, zorba bireylerin eylemlerinde dikkatli ve temkinli davrandıklarını ortaya koymaktadır.
2015 yılında gerçekleştirilen Küresel Okul Sağlığı Araştırması’na (Global School Health Survey – GSHS) göre, Endonezya’da 13-15 yaş arası yaklaşık 18 milyon çocuğun zorbalığa maruz kaldığı bildirilmiştir. Bu veriler, 2011-2019 yılları arasındaki 9 yıllık dönemde 37.000’den fazla zorbalık vakası olduğunu belirten Kadının Güçlendirilmesi ve Çocuk Koruma Bakanlığı verileriyle daha da güçlenmiştir. Eğitim alanında veya sosyal medyada gerçekleşen zorbalık vakalarının sayısı 2.473’e ulaşmış olup, bu eğilim artarak devam etmektedir. Ne yazık ki, çocuklara yönelik zorbalıkla ilgili yapılan şikâyetler bir buzdağı gibidir; bildirilen vakaların yalnızca görünen kısmı oluşturduğu, gerçekte zorbalığa maruz kalan çocuk sayısının bildirilenlerden çok daha fazla olduğu düşünülmektedir. Birleşmiş Milletler kuruluşları tarafından bildirildiği üzere, her yıl dünya genelinde 246 milyondan fazla çocuk okul ortamında toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz kalmakta, her üç öğrenciden biri zorbalık ve fiziksel şiddetle karşılaşmakta ve dünyadaki gençlerin yarısı okul temelli akran istismarına maruz kalmaktadır. Zorbalık sadece gerçek hayatta değil, aynı zamanda sıklıkla edebi eserlerde de yer almaktadır. Edebi bağlamda, zorbalık sorunu çocuk edebiyatında da işlenen bir konudur. Örneğin, çocuk hikâyeleri bağlamında bakıldığında, ünlü masal Külkedisi’nde (Cinderella) kahraman, üvey annesi ve iki üvey kardeşi tarafından yalnızca kötü muameleye maruz kalmakla kalmaz, aynı zamanda sık sık hakaretlere ve aşağılayıcı sözlere de hedef olur. Endonezya’da da benzer bir hikâyeye Bawang Putih ve Bawang Merah adlı halk masalında rastlanmaktadır. Tıpkı Külkedisi hikâyesinde olduğu gibi, Bawang Putih ve Bawang Merah adlı anlatı da Bawang Merah ve annesi tarafından Bawang Putih’e yapılan baskıyı anlatmaktadır. Bu hikâye, Bawang Putih’in maruz kaldığı kötü muameleyi; hakaret, tehdit ve istismar gibi çeşitli biçimlerde tasvir etmektedir. Bu hikâyede Bawang Putih’in maruz kaldığı hakaret, tehdit ve taciz gibi pek çok kötü muamele anlatılmaktadır. Bu iki hikâye, okuyucular farkında olsun ya da olmasın, zorbalık davranışlarının edebi anlatılarda nasıl yer bulduğuna dair örnekler sunmaktadır. Bu durum, zorbalığın uzun zamandır toplumsal bir sorun olarak dikkat çektiğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Çocuk kitaplarında zorbalık olgusunu inceleyen çeşitli çalışmalar mevcuttur. Bu çalışmalardan biri, Wiseman ve Jones’un (2018) gerçekleştirdiği ve çocuk kitaplarında zorbalığın nasıl temsil edildiğine odaklanan araştırmadır. Araştırmacılar, sadece 1997–2017 yılları arasındaki son 20 yılda yayımlanan çocuk resimli kitaplarını incelemiş ve bu tür yayınlarda zorbalığın sunuluş biçimini analiz etmişlerdir. Wiseman ve Jones, resimli kitapların psikolojik, edebi ve görsel unsurlarını göz önünde bulundurarak çocuk edebiyatında zorbalığın hangi biçimlerde tasvir edildiğini incelemişlerdir. Araştırmacılar, zorbalığın nasıl tasvir edildiğini analiz etmenin ve anlamanın önemli olduğunu savunmaktadır. Çalışma, sözel ve fiziksel zorbalığın metinlerde anlatılan en yaygın zorbalık türleri olduğunu ve okul ortamındaki beyaz erkeklerin kızlara kıyasla daha baskın zorbalar olduğunu ortaya koymuştur. Bir başka bulgu da zorbalığa uğrayanların, seyirci kalanların ve yetişkinlerin farklı tepkilerini açıklamaktadır.
Zorbalık, çocuk edebiyatında en sık ele alınan temalardan biridir. Bu konuyu sıkça işleyen yazarlardan biri olan Trudy Ludwig, eserlerinde genellikle ilkokul çağındaki çocuklar arasında yaşanan arkadaşlık ve zorbalık temalarına odaklanmaktadır. Trudy Ludwig’in hikâye kitapları, zorbalığı farklı saldırganlık biçimleriyle birlikte çeşitli şekillerde ele almayı başarmaktadır. Ludwig, özellikle zorbalık sorununu konu alan çok sayıda çocuk kitabı üretmiştir. Kitaplarında her zaman diğer karakterlere zorbalık yapan bir karakter vardır. Ludwig’in çocuk kitaplarındaki zorba karakterleri incelemek ve analiz etmek mümkündür, çünkü karakterler arasındaki etkileşimler, karşılıklı eylem ve tepkilerle yoğun bir şekilde örülmüştür. Ayrıca, Trudy Ludwig’in eserlerinde yer alan zorbalık olgusunu daha derinlemesine analiz etmek düşündürücüdür çünkü bu durum farklı anlamların ortaya çıkmasına da olanak tanıyabilir. Bu nedenle, yazarın çocuk hikâyeleri gibi eğlendirici metinlerde zorbalık konusunu ele alma çabaları da, temsil edilen düşünceleri aktarma girişimi olarak araştırılmaya değerdir. Bu bağlamda, söz konusu araştırmanın çocuk edebiyatı alanına daha derinlemesine bir bakış açısı kazandırması beklenmektedir.
Edebî eserlerde zorba karakterlerin temsiline ilişkin literatüre katkıda bulunmak amacıyla, bu çalışma, Hall’un (1997) temsil kuramı ile Foucault’nun (1982) iktidar kuramsal çerçevesinden yararlanarak, zorbalığın edebiyatta nasıl tasvir edildiğini ve bu tasvirlerin potansiyel örtük anlamlarını incelemek üzere gerçekleştirilmiştir.
Yöntem
Çalışmada nitel analiz modeli kullanılacaktır. Adedoyin’e (2020) göre nitel araştırma, sosyal konuları açıklamak amacıyla veri toplama ve bu verileri yorumlama ile ilgilenir. Mohajan (2018) ise nitel araştırmayı, bireylerin bir olguyu nasıl tanımladıkları ve bu tanımın toplumsal gerçeklik açısından nasıl anlaşılır hâle geldiği şeklinde tanımlar. Bu yöntem, araştırmacıya belirli bir durumu keşfetme ve yorumlama imkânı sunarak, derinlemesine içgörüler elde etmeyi mümkün kılar.
Bu araştırma, Ludwig’in seçili metinlerinde zorbalık olgusunun nasıl kurgulandığını ve bu kurguların temsillerinin nasıl sunulduğunu incelemeyi amaçladığından, nitel analiz modeli çalışmaya uygun bir yöntem olarak tercih edilmiştir. Bu doğrultuda, çalışma metin çözümlemesi yöntemini benimsemekte ve verileri, hikâyelerde zorbalık olgusunu yansıtan sözcük seçimleri, cümle yapıları ve ifadelerle sınırlı tutmaktadır. Araştırmanın kuramsal çerçevesini ise Hall’un (1997) temsil kuramı oluşturmaktadır; bu kuram çalışmanın analiz sürecine kuramsal bir dayanak sağlamaktadır.
Çalışma, aşağıdaki aşamaları içerecek şekilde tasarlanmıştır. İlk olarak, zorbalık olaylarını gösteren bölümler belirlenmiştir. İkinci olarak, tespit edilen zorbalık vakaları, olaylarda yer alan karakterlere göre sınıflandırılmıştır. Son olarak, sınıflandırılan metinsel kanıtlar yorumlanarak, zorbalık davranışlarının temsillerini ve bu davranışların anlamlarını ortaya çıkarmak ve derinlemesine incelemek amaçlanmıştır.
Bu çalışmanın verileri, Tricycle Press tarafından yayımlanmış olan Trudy Ludwig’in üç seçilmiş çocuk kitabından alınmıştır. Bu kitaplar sırasıyla My Secret Bully, Just Kidding ve Trouble Talk olup, 2005, 2006 ve 2008 yıllarında yayımlanmıştır. Tüm kitaplar 32 sayfa uzunluğunda ve resimli kitap formatındadır. Bu üç kitabın seçilme nedenlerinden biri, yazarın kasıtlı olarak bir zorba karakteri tasvir etme eğiliminde görünmesidir. Kitapların yazarı Ludwig, zorbalık sorununa ilişkin kişisel bir kaygı taşıdığı izlenimini vermektedir; bu sorun kendi kızının başına da gelmiştir. Hikâyeler, arkadaşlık ilişkileri bağlamında akranlar arasında gerçekleşen zorbalık davranışlarını etkili bir şekilde sunma ve yansıtma kapasitesine sahiptir.
Bulgular ve Tartışma
My Secret Bully, Just Kidding ve Trouble Talk adlı hikâyeler, çocuklar arasında gerçekleşen zorbalık olaylarını zorbalığa uğrayanların bakış açısından aktarmaktadır. Anlatım, zorbalığı yaşayan çocukların algıları üzerinden gerçekleşmektedir. Çalışma, bu üç hikâyede tasvir edilen zorbalık eylemlerinin, çocukların içinde bulunduğu ortamda var olan güç dengesizliğini yansıttığını ortaya koymaktadır.
Güç, hikâyelerde belirgin bir şekilde ön plana çıkmaktadır. Bazı karakterler, diğerlerine göre daha güçlü olduklarını göstermektedir. Elde edilen veriler ışığında, My Secret Bully, Just Kidding ve Trouble Talk adlı seçilmiş üç çocuk kitabı, zorba, zorbalığa uğrayan ve yetişkin karakterler arasında güç dengesizliğinin var olduğunu ortaya koymaktadır. Hikâyelerde zorba ve yetişkin olmak üzere güç kullanan iki ana karakter yer vardır. Sahip oldukları güçle, bu iki önemli karakterin kendi amaçları bulunmaktadır. Zorbalar, güçlerini eğlence amaçlı olarak zorbalık yaptıkları çocuklara karşı baskı kurmak için kullanırken; yetişkinler ise rollerinin bir parçası olarak taraf tutmak ve sorunu çözmeye yardımcı olmak amacıyla güç kullanmaktadır. Çalışma, bu hikâyelerde yer alan zorbalık eylemlerinin çoğunlukla okul ortamında ve yetişkin denetiminin bulunmadığı alanlarda gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Zorbaların zorbalık yaptığı durumları betimleyen on altı metinsel kanıt tespit edilmiştir. Bu durumlarda yetişkinler, ebeveyn, öğretmen ya da okul rehberlik öğretmeni olarak zorbalık sorunlarının çözümüne müdahil olmaktadır. My Secret Bully, Just Kidding ve Trouble Talk adlı üç hikâye, güç dengesinin hiçbir zaman tam anlamıyla sağlanamayacağını göstererek, çocuklar arasında da zorbalığın her zaman bir potansiyel olarak var olduğunu ortaya koymaktadır.
Zorba ve Zorbalığa Uğrayan
Güç ve bilgi iç içe geçmiş kavramlardır; bu nedenle birbirinden ayrılamaz ve biri diğerini etkileyebilir. Yapılan çalışma, zorba karakterlerin çoğunlukla baskı kurma eğiliminde olan kişiler olarak tasvir edildiğini ortaya koymuştur. Hikâyelerde, zorbalar genellikle zorbalığa uğrayanla ilgili bilgi ve içgörüden güç almaktadır. Bu bağlamda, sahip oldukları bu bilgiyi bir silah gibi kullanarak arkadaşlarına psikolojik zarar verirler. Yapılan çözümleme, Trudy Ludwig’in üç kitabında en yaygın zorbalık biçimlerinin sözel ve sosyal zorbalık olduğunu göstermektedir. Bu zorbalıklar çoğunlukla okul ortamında, okul bahçesinde, sınıfta ya da okul servisinde gerçekleşmektedir. Üç hikâyede sözel zorbalığa örnek teşkil eden ifadeler şu alıntılarda görülmektedir.
MONICA
Katy’nin bir grup kıza fısıldadığını ve bana baktığını fark ettim. Yanlarına gidip Katie’ye ne konuştuklarını sordum.
KATIE
Aman, hiçbir şey Mon-İĞRENÇ-a[1]. Sana sonra anlatırım.
MONICA
Sonra diğer kızlardan bazıları gerçekten bir şey varmış gibi kıkırdadı ve bu beni kötü hissettirdi (4).
My Secret Bully adlı hikâyenin başında Monica, Katie ile yakın ve iyi bir arkadaş olduklarını, ancak bu durum, Katie’nin birdenbire ve sebepsiz biçimde Monica’ya karşı kötü davranmaya başlamasıyla her şeyin değiştiğini anlatır. Katie, Monica ile alay etmeye ve arkadaşlarının yanında onun hakkında dedikodu yapmaya başlar. Bu durum Monica’nın kendini rahatsız ve dışlanmış hissetmesine yol açar. Üstelik Katie, yalnızca arkadaş grubunun önünde Monica’yı zorbalığa maruz bırakmakla kalmaz, aynı zamanda onun sosyal alanını da kısıtlamaya başlar.
KATIE
Eğer onunla oynarsan, yarın evine gelmem
MONICA
Sonra kolumu bıraktı ve hiçbir şey olmamış gibi oradan uzaklaştı. Ama bir şey oldu. Ve bu bana doğru gelmiyordu. Ne yapacağımı bilmiyordum. Katy ile bir araya gelip birlikte vakit geçirmeyi çok istiyordum ama bunu Sarah ile de oynamak istiyordum. Bu yüzden hiçbir şey olmamış gibi davrandım (5).
Hikâyede, Katie’nin Monica’ya yönelik sözlü zorbalığının yalnızca hakaret boyutunda kalmadığı, aynı zamanda tehdit içerdiği de tespit edilmiştir. Katie, Monica başka biriyle arkadaşlık kurduğu takdirde onunla görüşmeyeceğini söyleyerek tehdit etmektedir. Ayrıca, çalışmada Katie’nin zaman zaman Monica’yı psikolojik olarak manipüle etmeye, yani “gaslighting”[2] uygulamaya çalıştığı da tespit edilmiştir. Aşağıda, Katie’nin Monica’yı manipüle etmeye çalıştığı örneklerden biri yer almaktadır.
KATIE
Hayır, sana kızgın değilim. Sen her şeye çooook fazla alınıyorsun. Neyse, ödevimi yapmam gerek, sonra görüşürüz.
MONICA
Belki de haklıydı, belki de gerçekten fazla alıngandım (10–11).
Yukarıdaki alıntıdan da anlaşılacağı üzere, Monica arkadaşlıklarında bir sorun olduğunu fark eder ve bu durumu Katie ile konuşarak anlamaya çalışır. Ancak Katie, açıklama yapmak yerine Monica’yı psikolojik olarak manipüle etmeye yani gaslighting yöntemine başvurarak “fazla hassas” olmakla suçlar. Katie’nin zorbaca davranışı, Monica’nın sorunlu taraf olduğu ve her şeye fazlasıyla duyarlı davrandığı şeklinde bir söylem inşa etme becerisine sahip olduğunu göstermektedir. Bu durum, Monica’nın kendi algılarını ve akıl sağlığını sorgulamasına neden olur.
Benzer bir durum Trouble Talk adlı hikâyede de yaşanır. Hoover İlkokulu’na yeni gelen bir öğrenci olan Bailey, arkadaşlarına karşı incitici sözler söyleme eğilimindedir ve bu durum zamanla onun tam anlamıyla bir zorba hâline gelmesine neden olur. Her şey, Bailey, Maya ve Keisha’nın evinde gerçekleştirdikleri bir pijama partisi sırasında “doğruluk mu cesaret mi?” oyunu oynamalarıyla başlar.
BAILEY
Alınma ama giydiğin gömlek sana çok küçük. Kıyafetlerin mi çekti yoksa sen şişmanlıyor musun? Hadi ama bu sadece bir oyun. Ayrıca, ona gerçeği söyleyerek bir iyilik yapıyorum (6).
Yukarıdaki alıntıdan da anlaşılacağı üzere, zorba karakter, mağdurun duygularını düşünmeden incitici sözler söyleme eğilimindedir. Bu durum, zorbanın düşüncelerini saygısız ve kırıcı bir üslupla dile getirmesiyle betimlenmektedir. Oyun sırasında Bailey, Keisha’nın gömleğini sert bir şekilde eleştirir ve hatta Keisha’nın vücudu ile ilgili hakaretlerde bulunur.
Bir diğer sözlü zorbalık örneği ise Just Kidding adlı hikâyede yer almaktadır. D.J. yeni okuluna başladığında futbol takımına kaleci olarak girene kadar her şey gayet yolunda gitmektedir. Bundan sonra, D.J.’nin arkadaşlarından biri olan Vince, D.J.’ye zorbalık yapmaya ve arkadaşlarının önünde onunla dalga geçmeye başlar.
D.J.
Hey Vince! Koç Dibbs, takım için harika bir kaleci olacağımı söyledi!
VINCE
Duydunuz mu çocuklar? D.J. artık bizim yeni kızımız[3] olacak! Vince, yüzünde aptalca bir ifadeyle futbol sahasında hoplayıp zıplalarken diğer çocuklar kahkahalara boğuldular.
D.J.
Ben de onlarla birlikte güldüm çünkü Vince çok komikti. Ama beni tebrik etmek yerine şaka yapması beni gerçekten rahatsız etti (7–8).
Çalışma, sözel zorbalığın yalnızca incitici sözler söylemek ve mağduru tehdit etmek şeklinde değil, aynı zamanda belirli hareketlerle birlikte yapılan alay etme şeklinde de gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Bu örnekte Vince, D.J.’yi sözlü olarak zorbalık yapmakta ve aynı zamanda onu aşağılayıcı mimik ve hareketler yapmaktadır. D.J.’nin hoşuna gitmese de gülmesi, Vince’in kendine olan güvenini artırmakta ve onu arkadaşlarının önünde D.J.’yi daha da aşağılamaya cesaretlenmesine neden olur.
Zorbaların sözel zorbalığın yanı sıra sosyal zorbalık da yaptığını gösteren bazı örnekler vardır; bu durum aşağıdaki alıntıda açıkça görülmektedir.
MONICA
Bir süre sonra işler hiç yolunda gitmedi. Aslında, daha da kötüye gitti. Çok daha kötüye. Artık teneffüslerde kimse benimle oynamıyordu. Tek başımaydım ve Katie diğer arkadaşlarımla takılıyor, onlarla gülüp şakalaşıyor, herkese tatlı, nazik sevecen davranıyordu… ben hariç (12).
MONICA
Sabah teneffüsünde doğrudan Katie’nin yanına gittim ve en kötüsünü yapmasını bekledim. Bana baktı ve arkadaş grubuna fısıldamaya başladı (18).
Monica’ya yönelik sözel zorbalığın yanı sıra, çalışmada Katie’nin arkadaşlarını Monica’ya karşı düşmanca davranmaları ve ondan uzak durmaları için etkilemeye çalıştığı çeşitli girişimler de tespit edilmiştir. Katie, amacına ulaşmak için Monica’yı kasıtlı olarak dışlamakta ve kimsenin Monica ile oynamak istemediği bir duruma gelene kadar Monica hakkında arkadaşlarına sürekli dedikodular yaymaktadır. Benzer bir durum, zorba Vince’in arkadaşlarının önünde D.J’in itibarını zedelemeye çalıştığı Just Kidding adlı hikâyede de görülmektedir. Buna duruma ilişkin gerekli kanıt aşağıdaki alıntıda sunulmaktadır.
VINCE
Hah! Kaybettin Cody! D.J. senin takımında.
D.J
Çocuklara baktım. Vince’in beni takıma seçme şeklindeki aptalca lafı hakkında kimse hiçbir şey söylemedi. Birden oyun oynama isteğim kalmadı ve eve gitmeye başladım (4).
Yukarıdaki alıntıda da görülebileceği üzere, zorba karakterin D.J.’yi küçük düşürmek amacıyla kasıtlı olarak onun “kaybeden takımın” bir parçası olduğunu vurgulamaktadır. Diğer çocuklardan herhangi bir itirazın gelmemesi, Vince’in sözlerinin doğru olduğu izlenimini daha da kuvvetlendirir. Bu da, diğer çocukların gözünde gelecekte D.J.’nin “kaybeden” imajıyla anılmasına sebep olur.
Bu çalışma, Trudy Ludwig’in üç hikâyesinde zorba çocukların güçlerini zorbalık biçiminde kullandıklarını ve en sık rastlanan iki zorbalık türünün sözel ve sosyal zorbalık olduğunu ortaya koymaktadır. Zorbalar, mağdurlarını genellikle okul ortamında, birebir ya da arkadaşlarının önünde zorbalığa maruz bırakmaktadır. Bu zorbalık, mağdurlar üzerinde rahatsızlık ve dışlanmışlık hissi gibi olumsuz etkilere sebep olmaktadır. Ayrıca çalışmada, zorbalık vakalarının çözüm sürecine her zaman yetişkinlerin müdahalesinin dâhil olduğu da görülmüştür. Bu üç hikâye, çocukların güç dengesizliklerini istismar etme potansiyeline sahip olduklarını ancak sonunda problemi çözme sürecinde yetişkinlere başvurduklarını göstermektedir.
Yetişkinlerin Rolü
Bu çalışma, metinlerde yalnızca çocuklar arasında değil, aynı zamanda yetişkinlerin de dâhil olduğu bir güç dengesizliğinin söz konusu olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen on dokuz metinsel kanıt, yetişkin karakterlerin sahip oldukları otoriteyi nasıl kullandıklarını gözler önüne sermektedir. Trudy Ludwig’in My Secret Bully, Trouble Talk ve Just Kidding adlı üç hikâyesinde yetişkinler, zorbalıkla başa çıkma sürecinde belirleyici ve mutlak bir otorite figürü olarak temsil edilmektedir. Raven’ın (2008) güç tipleri sınıflandırmasına göre bu durum, “meşru güç” (legitimate power) kategorisine girmektedir. Meşru güç, bireylerin kendilerinden daha yüksek konumda olan kişi ya da gruplara itaat etme eğilimini ifade eder. Bu bağlamda, söz konusu üstün konum genellikle öğretmen, rehber öğretmen ya da ebeveyn gibi yetişkin figürler üzerinden somutlaşmaktadır. Aşağıda sunulacak metinsel örneklerde, yetişkinlerin Ludwig’in eserlerinde zorbalık karşısında üstlendikleri işlevsel rolleri daha ayrıntılı biçimde ele alınacaktır.
MONICA’NIN ANNESİ
Neden onu arayıp bu konuyu onunla konuşmuyorsun?(9)
MONICA
Annemle, kendimi savunmak için neler yapabileceğimi konuştuk. Hatta annemin “rol yapma” dediği, onun Katie gibi davrandığı ve benim de zorba gibi görünmeden ona ne söylemek istediğimi yüksek sesle pratik ettiğim bir oyun bile oynadık (16).
Yukarıda verilen iki örnek, Monica’nın annesinin Katie ile yaşadığı zorbalıkla başa çıkması konusunda Monica’ya nasıl yardımcı olduğunu ortaya koymaktadır. Monica’nın annesi, “rol yapma” adı verilen bir yöntemle Katie’nin yerine geçerek Monica’nın bu durum karşısında ne söylemek istediğini önceden prova etmesini sağlar. Bu yöntemin temel amacı, Monica’nın kendini etkili bir şekilde ifade etmesini sağlarken, aynı zamanda zorba bir tavır sergilemeden karşısındakiyle yüzleşmesine yardımcı olmaktır.
Dolayısıyla, bu üç hikâyede yetişkinlerin zorbalık vakalarının çözülmesinde kayda önemli bir rol oynadığı sonucuna varılabilir. Bu yetişkin karakterlerin her biri, çocukların zorbalıkla başa çıkmalarına yardımcı olmak için rehberlik yapmak ya da önerilerde bulunmak gibi farklı yollar izlemektedir. Ancak yetişkin karakterlerin varlığı sorgulanmalıdır; bu karakterler her zaman olaylardan sonra ortaya çıkmaktadır. Üç hikâyede de zorbalık vakalarını yaşanırken yetişkinlerin o sırada ortada olmadığı bilinmektedir. Çalışma, yetişkinlerin çoğu zaman çocuklar arasında meydana gelen zorbalık davranışlarını fark etmekte yetersiz kaldığını göstermektedir. İncelenen üç hikâyede yetişkin karakterlerin zorbalık olayları meydana geldikten sonra ortaya çıktıkları, öncesinde ise yer almadıkları belirlenmiştir. Çalışma, yazarın yetişkin figürünü her hikâyenin sonunda kasıtlı olarak ortaya çıkardığını ileri sürmektedir. Hikâyelerdeki güç dengesizliği temsilinin yanı sıra, yetişkin karakterlerin yalnızca hikâyelerin sonunda ortaya çıkacak şekilde bilinçli olarak kurgulanmasının, anlatıya belirli bir anlam yüklendiğini göstermektedir.
Temsilden Üretilen Anlam
Trudy Ludwig tarafından kaleme alınan My Secret Bully, Just Kidding ve Trouble Talk isimli eserler çocuklar arasındaki güç dengesizliğini temsil etmekte ve bu dengesizliklerin çözüm sürecinde yetişkinlerin katılımı önemli bir rol oynamaktadır. Söz konusu güç dengesizliği, bir çocuğun diğerine uyguladığı zorbalık biçiminde kendini göstermektedir. Yetişkinlerin rolü, her zaman zorbalık sorununu çözmeye yardımcı olan bir figür olarak sunulmaktadır. Bu rol, öğretmenler ve okul rehber öğretmenleriyle yapılan görüşmeler aracılığıyla ya da zorbalığa maruz kalan çocukların ebeveynleri tarafından öğretilen özel yöntemlerle ortaya konulmaktadır. Çocuklara yönelik metinlerdeki bu tür temsiller, zorbalığın ciddi bir sorun olarak ele alındığını ve hem öğretmenlerin hem de ebeveynlerin bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini göstermektedir. Söz konusu üç metin, yetişkinleri kilit figürler olarak konumlandırmaktadır. Dolayısıyla, öne çıkan anlamlardan birinin zorbalık konusunda farkındalık yaratma çabası olduğu söylenebilir. Buradan hareketle araştırmacı, farkındalık yaratma sürecinde iki unsur belirlemektedir: biri, kendisinin farkında bir özne olarak çocuk; diğeri ise bilinçli bir katılımcı ve aynı zamanda olayları dışarıdan izleyen yetişkin.
Kendinin Farkında Olan Katılımcı Olarak Çocuklar
Daha önce de belirtildiği gibi, zorbalar kurbanlarıyla ilgili bilgilerden güç alırlar. Bu durum, aslında çocuklar da dâhil olmak üzere herkesin güce sahip olduğunu göstermektedir. Ancak, bu üç hikâyeden elde edilen bulgular, çocukların yalnızca güçlerini başkalarını zorbalıkla sindirmek için kullanmadıklarını, aynı zamanda güçlerini yardım istemek ve zorbalık konusundaki farkındalıklarını artırmak için de kullandıkları anlaşılmıştır. Bu durum, zorbalığa uğrayan çocukların başlarına gelen zorbalık sorunlarını çözmek için attıkları adımlardan anlaşılmaktadır. Aşağıdaki kanıtlarda bu durum gözlemlenebilir.
MRS. RODRIGUEZ
Neden rehberlik odasına gidip Bayan Bloom ile konuşmuyorsun?
MAYA
Bu iyi bir fikir gibi geldi. Bayan Bloom her zaman söylediklerime önem verirdi (18).
Yukarıdaki alıntı, Trouble Talk adlı öyküde zorbalığa uğrayan Maya’nın, öğretmeninin tavsiyesini kabul ederek okuldaki rehberlik öğretmeni Bayan Bloom ile görüşmeye ve yaşadığı sorunu paylaşmaya karar verdiğini göstermektedir. Bu görüşmenin ardından, aşağıdaki alıntıda da görüleceği üzere, Bayan Bloom’un Maya’ya çeşitli öneriler ve tavsiyelerde bulunur.
BAYAN BLOOM
Bu süreçte Maya, şimdiye kadar yaptığın gibi davranmaya devam et; dedikodulara katılma ve onları yayma. Konuyu değiştir ve sana güven duygusu veren güvenli ilişkiler geliştirebileceğin arkadaşlarınla vakit geçir (21).
Maya, Bayan Bloom ile gerçekleştirdiği görüşme sırasında, gelecekte benzer durumlarla başa çıkabilmesi için yönlendirme ve rehberlik almıştır. Görüşmede, dedikodulara katılmaması ve kendisini güvende hissettiren arkadaşlarıyla vakit geçirmesi gerektiği özellikle vurgulanmıştır. Aşağıdaki alıntıda, Maya’nın zorbalıkla başa çıkma sürecinde attığı adımlar detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.
MAYA
Sonuç olarak Bailey’den uzak durdum. Bunun onu üzdüğünü biliyordum, ancak güvenmediğiniz biriyle arkadaş olmak güçtür. Ve ben Bailey’e güvenmiyordum (22).
Yukarıdaki alıntıdan, zorbalığa uğrayan çocuğun okuldaki rehberlik servisinden aldığı tavsiyelere uyarak, kendisini rahat hissettiren akranlarıyla vakit geçirmeye ve oynamaya karar verdiği anlaşılmaktadır. Zorbalığa maruz kalan çocuk, zorba çocuğa güvenmediği için ondan uzak durmaya karar verir. Aynı durum, Just Kidding hikâyesinde de görülür. Zorbalığa maruz kalan çocuk, Trouble Talk hikâyesindeki Maya gibi zorba çocuktan uzak durmaya karar verir. Bu durum, aşağıdaki alıntıda açıkça görülebilmektedir.
D.J
Böylece Bayan Winter’ın tavsiyesine uydum ve sonunda Vince benimle alay etmeyi bıraktı. Yanlış anlamayın, arkadaşlarınız ve ailenizle şakalaşmak eğlencelidir. Ama kötü niyetli bir şaka insanı gerçekten incitebilir; bunu acı bir şekilde öğrendim.
Artık Brian, Joe ve Miguel ile takılıyorum. Birbirimizle dalga geçmeden eğleniyor ve oyun oynuyoruz. Ve işte tam da bu şekilde hoşumuza gidiyor (23).
Yukarıdaki metinsel kanıttan da anlaşılacağı üzere, tüm zorbalık olayları ve rehberlik danışmanlık seanslarının ardından D.J., okul danışmanının tüm önerilerini uygulamaya başlar. Bu durum, zorbanın yavaş yavaş D.J.’yi rahatsız etmeyi bırakmasıyla gösterilir. Ayrıca, D.J. şaka sınırını aşarsa başkalarının duygularını incitebileceğini de öğrenir. Sonuç olarak, D.J., kendisini rahat hissettiren ve alay edilme ya da “kaybeden” gibi hissetme endişesi yaşamadan diğer çocuklarla oyun oynarken gösterilir. My Secret Bully hikâyesinde zorbalığa maruz kalan karakterlerin attığı adımlara ilişkin başka bir kanıt bir sonraki alıntıda sunulmaktadır.
MONICA
Katie ile tekrar arkadaş olabilir miyim? Sanmıyorum. Sadece beni gerçekten seven insanlarla birlikte olmak istiyorum.
Bu günlerde kendimi çok daha iyi hissediyorum. Okulda ve jimnastik takımında yeni arkadaşlar edindim ve eskisi gibi mide ağrısı çekmiyorum. Gizli bir zorba olması içimi kemiriyordu. Ama artık sır ortaya çıktığı için kendimi kötü hissetmiyorum. Ne yaparsam yapayım, her şeyin yoluna gireceğini bilmek çok güzel (20).
Yukarıdaki metinsel kanıtlar, zorbalığa maruz kalan kişinin, yaşadığı zorbalık sorununu nasıl ele alacağına dair kararlar aldığını göstermektedir. Zorbalığa maruz kalan kişi, gizli bir zorba olmasının ne kadar kötü olduğunu fark etmiş ve artık arkadaşlarından bu tür bir muamele görmek istemediğini anlamıştır. Bu nedenle Monica, zorba ile bir daha asla arkadaş olmamaya karar vermiş ve sadece kendisini gerçekten seven akranlarıyla arkadaş olmak istediğini yönünde net bir karar almıştır.
Bu nedenle, farkındalığın çocuklar arasında da geliştirilebileceği ve net bir şekilde öğretilebileceği sonucuna varılabilir. Bu farkındalık, hem okuldaki rehber öğretmenler hem de ebeveynler aracılığıyla yetişkinlerin rehberliği sayesinde kazandırılabilir. Bu çocukların farkındalıklarını artırma sürecinde izledikleri adımlar ise şunlardır: İlk olarak, yaşadıkları sorunları yetişkinlerle paylaşmak; ikinci olarak, verilen tavsiyelere uymak; son olarak da, başkalarına zorbalık etmeyi alışkanlık haline getiren çocuklardan uzak durarak ve birbirlerine karşılıklı saygıya dayalı arkadaşlık ilişkileri kurmak.
Bilinçli Katılımcı ve Tanık Olarak Yetişkinler
Veri analizi, hikâyelerde gücün sadece çocuklar tarafından değil, aynı zamanda yetişkinler tarafından da kullanıldığını ortaya koymaktadır. Foucault (1982), bir kişi gücünü yani iktidarını ne kadar güçlü biçimde kullanırsa, söylemi o kadar iyi kontrol edeceğini belirtir. Buna bağlı olarak, yetişkinler de söylem oluşturma ve zorbalığın hafife alınması ya da ciddiye alınması gerektiğini ifade etme gücüne sahiptir. Yapılan analizlere göre, hikâyelerdeki yetişkinler hem zorbalık sorununu ciddiye alanlar hem de hafife alanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Her iki yaklaşım arasındaki fark ise aşağıdaki alıntılarda görülebilir.
MAYA
Bayan Bloom, Bailey ile birlikte çalışarak onun olumsuz ve problem odaklı konuşmalarını yapıcı bir şekilde dönüştüreceğini ifade etti. Ayrıca diğer çocuklara da dedikoduları yaymamaları konusunda konuşacaktı.
BAYAN BLOOM
Bu arada Maya, mevcut davranışlarını sürdürmeye devam et, dedikodulara katılma ve yayma. Konuyu değiştir ve kendini güvende hissettiren arkadaşlarınla vakit geçir (21).
Yukarıdaki alıntı, zorbalığa maruz kalan Maya ile okuldaki rehberlik öğretmeni Bayan Bloom arasında, Maya’nın zorba Bailey ile yaşadığı sorunu anlattıktan sonraki diyaloğu göstermektedir. Rehberlik sürecinde, Maya ile Bayan Bloom arasında problem çözme ve öneri sunma süreci gerçekleşmektedir. Rehberlik ve öneriler sunarak, zorbalığa uğrayan öğrencinin farkındalığının artması ve sonraki adımlarda ne yapması gerektiğini bilmesi sağlanmaktadır.
Çalışma, benzer bir durumun, zorbalığa uğrayan öğrencinin ebeveynleriyle iletişim kurması durumunda da gözlemlendiğini ortaya koymaktadır; bu durum aşağıdaki alıntıda anlaşılabilir.
MONICA
Annem, hayatta bazen çözümü hemen bulunamayan bazı sorunlar olduğunu ve bunun da onlardan biri olduğunu söylüyor. Ama yalnız olmadığımı bilmek bana güç veriyor.
MONICA
Annemle kendimi savunmak için neler yapabileceğimi konuştuk. Annemle hatta “rol yapma” dediği bir oyun bile oynadık; annem Katie’nin yerine geçti, ben de ona söylemek istediklerimi, kendim zorbalık yapıyormuş gibi görünmeden yüksek prova ettim (16).
Yukarıdaki alıntının analizini göz önüne alarak, tıpkı öğretmenler ve okul rehberlik öğretmenlerinde olduğu gibi, çocuklar arasında meydana gelen zorbalıkla başa çıkmada ebeveynlerin rolünün de çok önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Ebeveynler ile çocuk arasında paylaşım ve tartışma olduğunda, çocuk daha açık ve net davranma eğiliminde olmakta ve bu sorunu yaşarken yalnız olmadığını hissetmektedir. Buna karşılık, yetişkinler çocuklar arasında ortaya çıkan zorbalık söylemlerini hafife aldıklarında, ortaya çıkan sonuç yalnızca kafa karışıklığı olmakta ve çocuklara ek bir yük getirmektedir. Bu durum aşağıdaki verilerde gösterilmektedir.
MONICA’NIN BAKICISI
Kızlar böyle olur, buna alışsan iyi olur (16).
Yukarıdaki alıntı, zorbalığa uğrayan çocuklardan birinin, kendisi ile zorba arasındaki sorunları anlattığında bakıcısından aldığı yanıtı göstermektedir. Sorunu küçümseyip hafife alan bu tür tepkiler, zorbalık sorununun uzun süredir var olduğuna ve toplumun bunu normalleştirme eğiliminde olduğuna dair bir kanıt niteliğindedir.
Yukarıdaki iki yetişkin yanıtı, çocuklar arasında meydana gelen zorbalıkla başa çıkmada önemli bir fark göstermektedir. Yetişkinler mağdurların bildirimlerine duyarlı davrandıklarında, genellikle alınan önlemler hem zorbalığa uğrayan hem de zorba çocuklara rehberlik etmek ve zorbalıkla başa çıkma yöntemleri sunmak şeklindedir. Öte yandan, yetişkinler duyarsız kalır ve çocuklar arasındaki zorbalık söylemini hafife alırsa, bu çocukların kafaları karışık olur ve bu söylemlerle yüzleşecek güce sahip olmadıkları için hiçbir şey yapamazlar. Bu araştırma, yetişkinlerin çocuklara zorbalığın önemli veya önemsiz olarak değerlendirilmesi konusunda söylem oluşturma ve belirleme gücüne sahip olduğunu ortaya koymuştur.
Yukarıdaki karakter analizine göre, My Secret Bully, Just Kidding ve Trouble Talk adlı hikâyeler, çocuklar arasındaki güç dengesizliğini başarıyla temsil etmektedir. Çocuklar arasındaki güç dengesizliğini göstermek için, hikâyelerin yazarı çocukların söylemlerine güç oyununu dâhil etmiş ve her bir karakterin kendi amaçlarını zorla yürütmesini sağlamıştır. Bu amaçlar arasında, başkalarını zorbalık yoluyla etkileme veya baskı altında tutma gibi güç kullanımları yer almaktadır.
Buna göre, zorbalık bir söylem olarak, bu saldırgan davranışın nasıl tanımlandığıyla ilgili tüm düşünce ve bakış açılarını kapsar. Zorbalık, zorba tarafından zorbalığa uğrayan kişiye yönelik gerçekleştirilen eylemler, sözler ve davranışlar aracılığıyla ortaya çıkar. Hikâyelerden anlaşıldığı üzere, çocuklar güçlerinin farkında olduğu sürece çocuklar arasında zorbalığın meydana gelebileceği anlaşılmaktadır. Bu üç kitapta zorbalık, dikkat çekici bir biçimde tasvir edilmiştir. Bu sayede çocuklar arasında zorbalık sorununa dair farkındalığın artırılması amaçlandığı söylenebilir. Ayrıca, illüstrasyonlar da yetişkinlerin çocukların çevresindeki rolünü hatırlatma işlevi görmüştür. Bu durum, yazarın her zaman bir yetişkinin yardıma hazır olması ve sorunu çözmesi gerektiğine inandığını göstermektedir. Bu üç kitap, çocukların zorbalık sorunlarını kendi başlarına çözemeyeceklerini ve yetişkinlerin her zaman yardıma hazır olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu da çalışmanın, her hikâyenin sonunda yetişkinlerin rolünü vurgulamak için yazarın bilinçli bir niyeti olduğu yönündeki argümanını güçlendirmektedir.
Bu metinlerde yer alan zorbalık, toplumunun mevcut durumu ile de oldukça ilişkilidir. Uzun süre boyunca toplum, sadece gençler ve yetişkinler arasında görülen zorbalık sorununa odaklanmıştır; oysa çocuklar arasında da zorbalık potansiyeli mevcuttur. Bu bağlamda, üç hikâyenin yazarı Trudy Ludwig, iktidar olgusunu çocukların söylemlerinin bir parçası olarak ele almaktadır ve çocuklar arasındaki etkileşimde, söylemi belirleme cesaretine sahip olan bir çocuk gücü elinde tutmaktadır. Bu güç daha sonra zorbalık biçiminde kullanılmaktadır. Ancak, söylem, onu ele geçiren daha olgun kişiler veya bu durumda yetişkinler olduğunda sona ermektedir. Bu iktidar, çocukların birbirleriyle kurduğu ilişkilerde zorbalık biçiminde tezahür etmektedir. Ancak söylem, daha olgun ve otorite sahibi bireylerin, bu bağlamda yetişkinlerin, müdahalesiyle sona erer. Bu durum, Foucault’nun da belirttiği üzere, iktidarın yalnızca belirli kişi veya kurumlara ait sabit bir mülkiyet değil, aksine tüm bireyler arasında farklı biçimlerde dolaşan ve işleyen bir ilişki ağı olduğunu göstermektedir. Çocuklar da bu iktidar ilişkilerinin öznesi olup, her biri iktidarı kendi amaçları doğrultusunda kullanabilmektedir. Okullarda dönem başında düzenlenen oryantasyon etkinlikleri bu bağlamda günümüz toplumundaki zorbalık pratikleriyle ilişkilendirilebilecek somut bir örnek teşkil etmektedir. Her yıl yeni öğrencileri karşılamak amacıyla gerçekleştirilen bu etkinliklerde, organizasyonu yürüten öğrenciler, bu sürece dair etkinlik planlarını yapma ve yeni öğrencilerin uyması gereken kuralları belirleme yetkisine sahip olmaktadır, buna yeni öğrencilerin getirmeleri gereken eşyalar da dâhildir. Bu tür faaliyetleri yöneten öğrencilere sadece kural ve düzenlemeler koyma yetkisi verilmekle kalmamakta, aynı zamanda bu kurallara uymayan yeni öğrencilere cezai yaptırımlar uygulama yetkisi de tanınmaktadır. Çoğu durumda bu yaptırımlar, yıldırma, fiziksel ve psikolojik şiddet içeren uygulamalara dönüşmektedir. Oryantasyon programları aracılığıyla okullar, üst sınıf öğrencilere devredilen bu iktidarı kurumsallaştırmakta ve pekiştirmekte, bu durum ise akran zorbalığının köklü ve kalıcı bir olgu haline gelmesine neden olmaktadır.
Bu araştırma, çocukların büyüyüp geliştiği ortamların zorbalığa karşı son derece yatkın olduğunu düşündürtmüştür. Trudy Ludwig’in de belirttiği gibi, farkındalık yaratma çabalarının bu tür çocuk kitapları aracılığıyla yayılması gerekmektedir. Böylece öğretmenler ve ebeveynler, çocukların arasında meydana gelen bu tür sorunların farkına varabilir ve bilinçlenebilirler. Özellikle yetişkinlerin, zorbalığın tekrarını önlemede ve durdurmada önemli bir rol oynadığı göz önünde bulundurulduğunda, bu farkındalık çalışmaları büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, hikâyelerin analizi ve toplumumuzda zorbalığın nasıl gerçekleştiğine dair örneklerden yola çıkararak zorbalığın her an ve her yerde gerçekleşme olasılığı olduğu için çocukların faaliyetlerine karşı dikkatli ve uyanık olmamız gerektiği sonucuna varılabilir. Çocuklarda zorbalık konusunu ele alan bu tür hikâyeler aracılığıyla, zorbalığın ancak güç dengesizliği olduğunda ortaya çıkabileceği konusunda hem yetişkinlerin hem de çocukların farkındalıklarının artırılması amaçlanmaktadır.
Bu nedenle, ilkokullarda veya öğrenciler arasında yaşanan zorbalık, acilen müdahale edilmesi gereken ciddi bir sorundur. Dolayısıyla, yetişkinler, çocuklardaki zorbalık potansiyelinin farkında olmalı ve çocuklar arasındaki etkileşimlerdeki rollerine önem vermeli ve çocuklar arasındaki zorbalık sorunlarının çözümünde aktif bir rol üstlenmelidir. Zorbalık sorunu temel bir sorundur ve ilkokullarda gerçekleşen zorbalık durdurulmalıdır. Aksi takdirde bu davranış biçimi kurumsallaşabilir. Bu üç hikâyede yetişkinlerin oynadığı büyük rol fark edildiğinde, zorbalık konusundaki bilginin yetişkinler arasında daha geniş şekilde yayılması gerektiği sonucuna varmak mantıklıdır. Bunun nedeni, yetişkinlerin çocuklara ve çevrelerine farkındalık aktarabilme kapasitesine sahip olmalarıdır. Çalışma, yetişkinlerin rollerinin farkında olmaları gerektiğini, zorbalığı durdurma gücüne sahip olduklarını ve zorbalığın ciddi bir sorun olduğunu vurgulayan bir söylem yaratmaları gerektiğini savunmaktadır. Yetişkinler zorbalık durumlarına seyirci kalmamalı ve çocukların sorunlarını küçümseyen bir söylemden uzak durmalı. Bunun yanı sıra, çocuk kitaplarında zorbalık konusunun ele alınması, çocukların hikayelerdeki karakterlerle ve duygularıyla bağ kurmalarını sağlayarak özgüven, empati ve farkındalıklarını geliştirmelerine yardımcı olabilir. Ayrıca çocuklar, sorunlarını güvendikleri yetişkinlerle, örneğin ebeveynleri, öğretmenleri veya okul rehber öğretmeleriyle paylaşmanın ne kadar önemli olduğunu öğrenirler. Zorbalık konulu kitaplar, çocukların davranışsal sorunlarını anlamalarına yardımcı olurken, aynı zamanda çözüm üretme becerilerini de teşvik etmektedir. Böylece çocuklar, bu kitaplardan yaşamlarında onlara daha faydalı olacak değerli bilgileri de öğrenebilirler.
Bu çalışmanın bulguları, genç yetişkin edebiyatında zorbalığın nasıl sunulduğunu inceleyen Lashley’nin (2015) araştırmasıyla uyumlu görünmektedir. Ancak, Ludwig’in çocuk kitaplarından çıkarılan temsil ve anlamları oluşturmak için zorbalık eylemini vurgulayan bu çalışmanın aksine, Lashley’nin çalışması hikâyenin eylem unsurlarına odaklanıp zorbalığın insanları, grupları ve sosyal sınıfları nasıl etkilediğini görmek için zorbalık kavramını birbirine bağlamaktadır.
Aslında, hikâyeler kurgusal olsa bile, hikâyelerin içerdiği unsurlar gerçek dünyada da bulunmaktadır. Bu nedenle, bu tür hikâyelerin sadece okurlara keyif vermekle kalmayıp, aynı zamanda sınıf içi tartışmaları için öğretmenlere de zenginleştirici bir kaynak sağlayabileceğinden dolayı yaygınlaştırılması gerekmektedir. Başka bir deyişle, hikâyelerde yer alan dersler, gücün her zaman ve her yerde mevcut olduğu gerçeğidir. Bu, çocukların söylemlerinde de geçerlidir. Ayrıca gücü elinde bulunduran herkes, söylem oluşturmak da dâhil olmak üzere pek çok şeyi yapabilme kapasitesine sahiptir.
Sonuç
Öte yandan yetişkinler, zorbalık sorununu çözmeye yardımcı olmak için var olan figürlerdir. Bu, hikâyelerde on dokuz metinsel kanıt aracılığıyla ortaya konulmaktadır. Zorbalar, kurbanlara ilişkin edindikleri bilgiden güç alarak, okul bahçesi, sınıf ve hatta okul otobüsü gibi yetişkinlerin denetiminin olmadığı yerlerde akranlarına zorbalık yapma eğilimindedirler. Sözlü ve sosyal zorbalık en yaygın zorbalık türleridir. Sözlü zorbalık sadece kızların canlandırdığı zorba karakterler tarafından değil, erkekler tarafından da gerçekleştirilmektedir. Alay etmek, sataşmak, tehdit etmek, dedikodu yaymak, alay etmek, takma ad takmak ve hatta “gaslighting” olarak tanımlanan psikolojik olarak manipüle etme gibi tüm sözlü zorbalık biçimleri bu üç hikâyede yer almaktadır.
Ayrıca, Trudy Ludwig’in bu üç hikâyesi, zorba karakterler tarafından uygulanan sosyal zorbalık biçimlerini de ortaya koymaktadır. Bu tür zorbalıklar arasında iftira atma, kasıtlı olarak dışlama, mağdurun özgüvenini zedeleme ve onu birçok kişinin önünde küçük düşürme yer alır. Bu üç kitap, çocukların zorba olma potansiyeline sahip olduğunu göstermeyi başarmıştır. Bunun yanı sıra, yetişkinler de eşitsiz bir güç oyununa dâhil olmakta ve çocukların zorbalık sorunuyla başa çıkmalarında önemli bir role sahiptir. Analizden elde edilen bulgulara göre, her hikâyede yetişkinlerin mutlaka yer aldığı ve ebeveynler, öğretmenler ve okul rehberlik öğretmenleri gibi yardımcı figürler olarak tanımlandığı görülmektedir. Bu yetişkinler, zorbalığa uğrayan çocuklara karşılaştıkları sorunları dile getirebilecekleri bir alan sağlayarak yardımcı olmaktadır. Dolayısıyla, yetişkinlerin attığı adımlar, zorbalıkla başa çıkmada rehberlik ve ipuçları sağlamaktır. Bu bulgu, Foucault’nun (1982) iktidarın toplum boyunca yayıldığı ve herkesin bunu kullanma potansiyeline sahip olduğu yönündeki düşüncesini doğrulamaktadır.
Çocukların bulunduğu ortamlarda gözlemlenen dengesiz güç ilişkisi, toplumun ele alması gereken yapısal bir sorunun temsili niteliğindedir. Bu bağlamda, bireylerin zorbalık olgusuna yönelik farkındalıklarını artırmaları gerekmektedir. Zira zorbalık, toplumsal düzlemde süreklilik arz eden bir sorun olup, hem çocukların hem de yetişkinlerin bu tür sorunlarla baş edebilme konusunda hazırlıklı olmalıdır. Bu bağlamda, farkındalık artırma çalışmaları, rehberlik sağlanarak ve zorbalığın ne olduğuna ve nasıl aşılabileceğine dair bilgiler verilerek geliştirilebilir. Bu çalışma, çocuklar zorbalık sorununa farkındalık kazandıklarında, çevrelerinde gerçekleşen zorbalık eylemlerine de daha duyarlı olduklarını ortaya koymaktadır. Ayrıca, yetişkinlerin yalnızca zorbalıkla başa çıkmakla kalmayıp, bu sorunu daha erken fark edebilmek için de daha duyarlı olmalıdırlar. Yetişkinler, aynı zamanda seyirci konumunda bulunmaktan ve çocukların sorunlarını görmezden gelen bir söylemde bulunmaktan kaçınmalıdır. Zorbalık konulu kitaplar, hem çocukların hem de yetişkinlerin zorbalık sorununu anlamalarına yardımcı olurken, çözüm yolları geliştirmeleri konusunda da onları motive etmektedir. Sonuç olarak, hem çocuklar hem de yetişkinler, bu kitaplardan günlük yaşamlarında işlerine yarayabilecek değerli bilgiler edinebilirler. Çalışma, zorbalık konusunda farkındalık yaratmanın, güç dengesizliğinin temsili aracılığıyla toplumsal olarak inşa edilebileceği fikrine işaret etmektedir. Sonuç olarak, bu çalışma, çocukların söyleminde güç ilişkilerinin, zorbalık eylemleri yoluyla ortaya çıkabileceği görüşünü güçlendirmektedir.
Kaynakça
Abraham, M. H. (1957). A glossary of literary terms.
Adedoyin, O.B., (2020). Qualitative Research Methods. Near East University.
Ansary, N.S., Elias, M.J., Greene, M., Green, S. (2015). Guidance for Schools Selecting Antibullying Approaches, 44 (1), doi: 10.3102/0013189X14567534
Athealth. (2014). Bullying – Where does bullying occur?. Retrieved January 31, 2014, from https://athealth.com/topics/bullying-where-does-bullying-occur/
Craig, W., Pepler, D. (2007). Responding to Bullying: What Works?. Sage Publications.
Entenman J., Murnen T.J., Hendricks, C. (2005). Victims, Bullies, and Bystanders in K–3 Literature. , 59(4), 352–364. doi:10.1598/rt.59.4.5
Foucault, M. (1980). Power/Knowledge: Selected Selected Interviews and Other Writings 1972-1977, ed. Colin Gordon. New York: Pantheon.
Foucault, M. (1982). The Subject and Power. Critical Inquiry, 8(4), 777-795. Retrieved August 1, 2021, from http://www.jstor.org/stable/1343197
Graham, S. (2016). Victims of Bullying in Schools. Theory Into Practice, 55(2), 136–144. doi:10.1080/00405841.2016.1148988
Gregory, K., Vessey, J. (2004). Bibliotherapy: A strategy to Help Students With Bullying. The Journal of School Nursing, 20:3, 127-33.
Hall, S. (1997). Representation: cultural representation and signifying practices. London: Sage Publications & Open University.
Indonesian Child Protection Commission. (2020). Retrieved February 10, 2020, from https://www.kpai.go.id/berita/sejumlah-kasus-bullying-sudah-warnai-catatan-masalah-anak-di-awal-2020-begini-kata-komisioner-kpai
Lashley, K. (2015). “Fire is catching!” and So Is Bullying. Bullying in Popular Culture: Essays on Film, Television and Novels, 91.
Lynch, R. A. (2014). Foucault’s theory of power. In Michel Foucault (pp. 21-34). Routledge.
Marleku, Alfred. (n.d). Representation – the production of meaning through language. (s.n) Retrieved from (PDF) Representation – the production of meaning through language | Alfred Marleku, PhD – Academia.edu
Meyer, E.J. (2011). New solutions for bullying and harassment. In E.J. Meyer (Eds), A post-structural, feminist approach, doi: 10.1017/CBO9781139226707.013
Mohajan, H. K. (2018). Qualitative research methodology in social sciences and related subjects. Journal of Economic Development and People, 7:1, 23-48, doi: 10.26458/jedep.v7i1.571
National Bullying Helpline. (n.d). Gaslighting at work – spotting the signs of subtle workplace bullying. Retrieved from https://www.nationalbullyinghelpline.co.uk/gaslighting.html#:~:text=Gaslighting%20is%20classic%20abuse%20of%20power.
National Centre Against Bullying. (n.d). Types of Bullying. Retrieved from https://www.ncab.org.au/bullying-advice/bullying-for-parents/types-of-bullying
Olweus D. (1993). Bullying at school: What we know and what we can do. Malden, MA: Blackwell.
Olweus, D. (1994). Bullying at school: Long-term outcomes for the victims and an effective school-based intervention program. New York, NY: Plenum Press.
Olweus, D. (1994). Bullying at school. In Aggressive behavior (pp. 97-130). Springer, Boston, MA.
Pfeffer, J. (2010). Power play. Harvard business review, 88(7/8), 84-92.
Raven, B. H. (2008). The Bases of Power and Power/Interaction Model of Interpersonal Influence. Analysis of Social Issues and Public Policy, 8(1), 1-22.
Unicef. (2020). Evaluation of the Roots Indonesia: Peer violence and bullying prevention pilot in South Sulawesi and Central Java. Retrieved October 2020, from https://www.unicef.org/indonesia/reports/evaluation-roots-indonesia
Wiseman, A. M., Jones, J. S. (2018). Examining Depictions of Bullying in Children’s Picturebooks: A Content Analysis From 1997 to 2017. Journal of Research in Childhood Education, 32, 190-201, doi: 10.1080/02568543.2017.1419320
İngilizceden Türkçeye Çeviren: İlkiz Tülek
Çeviri Editörü: Asalet Erten
Kaynak Metin: Inayyah, Alya & Noorman, Safrina (2021) “An Analysis of Bullying in Three Children Books By Trudy Ludwig”, Passage, Cilt: 9, Sayı: 2, s.1–21.
- Ç.N: “Mon-ICK-a” ismindeki “ICK” bölümü İngilizce ’de tiksinti veya iğrenme ifadesi olarak kullanılır. Bu kelimeyle yapılan ses oyununda, karakterin ismi (Monica) alaycı ve aşağılayıcı bir şekilde “iğrenç” anlamı taşıyacak biçimde değiştirilmiştir. Türkçeye “Mon-İĞRENÇ-a” olarak çevrilmiştir. ↑
- Ç.N: Gaslighting, bir kişiyi kendi algılarını, hafızasını veya akıl sağlığını sorgulatacak şekilde sistematik olarak manipüle etme biçimidir. Bu tür psikolojik şiddet, bireyin kendine olan güvenini zedeleyerek güç dengesini saldırgan lehine değiştirir. Terim, 1938 tarihli Gas Light adlı tiyatro oyunundan ve onun sinema uyarlamalarından türemiştir. ↑
- Ç.N: “kızımız”(girlie) kelimesi aşağılayıcı biçimde, erkek bir çocuğu kadınsı olmakla küçümsemek amacıyla kullanılmıştır. Bu tür ifadeler, çocuklar arasında toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden yapılan zorbalığın örneklerindendir. ↑





