Makaleler

Küçük Bir Kız’ın Asırlar Süren Hikayesi : Kırmızı Başlıklı Kız Masalı

Herkes kırmızı başlığıyla büyükannesine yiyecek götürmek üzere yola çıkıp ormanda kurt ile karşılaşan küçük kızın masalını bilir. En azından hayatımızda bir kez biri bize bu masalı anlatmış, okumuş ya da okumamız için almış, hediye etmiştir. Kırmızı Başlıklı Kız masalı böylece ilk kitaplarımızdan biri olmuştur. Bugün yoldan rastgele birilerini çevirip masalı sorduğumuzda üç aşağı beş yukarı bize aynı masalı anlatacaktır. Özellikle de masalın en unutulmaz bölümü olan, Kırmızı Başlıklı Kız ile Kurt arasında geçen tekerleme misali konuşmayı kesinlikle atlamayacaktır.
Farklı birçok nedenden büyüklerimiz tarafından bize anlatılmak üzere seçilen bu masalın aslında uzunca bir hikayesi vardır. Masal yüzyıllardır, ülkeden ülkeye, kültürden kültüre aktarılarak dolaşmış ve dolaşırken de değişimler geçirmiştir. Masalın en bilinen iki versiyonu, 17. yüzyıl sonlarında kaleme alınan, kötü biten sonuyla dikkat çeken Charles Perrault ile 19. yüzyıl başlarında kaleme alınan, sonu kızın kurtarılmasıyla biten Grimm Kardeşler tarafından yazılmış olanlardır. Günümüzde yayınlanan farklı Kırmızı Başlıklı Kız masalları, bu iki ana masaldan temellenmektedir. Masalların aslında sözlü gelenek ürünü oldukları göz önünde bulundurulduğunda, kültürden kültüre aktarılırken değişimler geçirmesi, değişen kültürel özelliklere ve zamana göre yeniden şekillenmesi normal olsa da saptanan değişikliklerle masalın amacının da farklılaştığını görmek mümkündür.
Öncelikle Türkçe’ye aktarımda temel alınan masallardan ve onların da esin kaynağı olan sözlü gelenekteki örneklerinden kısaca söz etmek gerekir. Masal üzerine araştırma yapan etnologlardan Yvonne Verdier (1995), sözlü gelenekte var olan Kırmızı Başlıklı Kız masalının, kız çocuklarının genç kızlığa ve oradan da kadınlığa geçme dönemini ifade ettiğini anlatır. Masalın içerisinde bulunan birçok sembolün bu geçiş döneminin alt metinleri olduğundan bahseder. Fakat, Fransız sözlü geleneğindeki masallarda var olan anacak yazılı edebiyata aktarılan hem Fransızca hem de Almanca masalda rastlanmayan iki öğe dikkat çeker. Bunların ilki, ormanda Kız ile karşılaşan Kurt’un, kıza seçmesi için iki yol önermesidir, "Quel chemin veux-tu prendre, lui dit-il, celui des épingles ou celui des aiguilles ?" (Verdier, 1978), yollardan biri “toplu iğne” bir diğeri “dikiş iğnesi” olarak belirlenmiştir. Etnolog Anne Monjaret (2005)’nin açıklamalarına göre, toplu iğne genç kızlığa giden yolu, dikiş iğnesi ise evliliğe giden yolu temsil etmektedir. Masalda kızın hangi yolu seçtiği belirsiz kalır, Kız açıkça hangi yoldan gideceğini belirtmemiştir. Lakin, masalın yazılı edebiyata geçişi sırasında Charles Perrault, yol ayrımıyla ilgili noktayı aktarmaz. Bir diğer nokta ise, Büyükanneyi yiyerek onun yerine geçen Kurt’un Kırmızı Başlıklı Kız’a yemesi için büyükannesinin etini ve kanını sunmasıdır. Kan ve etin burada sembolize ettiği aslında genç kızlığa geçiş evresi olsa da yeterince vahşice ve acımasızca olduğundan Charles Perrault’nun masalında kendine yer bulamaz (Verdier, 1978). Almanca masal, Perrault’nun masalından bir yüzyıl sonra kaleme alındığından orada bu öğelere zaten rastlanılmaz.
Bunun yanı sıra, Charles Perrault sözlü gelenekteki masalın alt metinlerinden çok da uzaklaşmaz. Aynı sözlü gelenekteki gibi, masal karakterleri sadece kadınlardan oluşur, çünkü bir kızın genç kız olma yolunda ona yardımcı olacak kişiler tabii ki kadınlar olacaktır. Her ne kadar ormanda çalışan odunculardan bahsetmiş olsa da, Kurt masaldaki tek erkek karakterdir. Masalın tek erkek karakteri, büyükanneyi yedikten sonra Kız’a onun kanını ve etini sunmak yerine Perrault masalında Kız’a soyunup yatağa, yanına gelmesini söyler. Büyükannesinin çıplak halini merak eden Kırmızı Başlıklı Kız ise soyunur ve yatağa gittiğinde Kurt ile yaptığı meşhur tekerleme şeklindeki diyalog gerçekleşir. Perrault masalının en dikkat çekici kısmı ise masala eklediği “moralité” yani kıssadan hisse bölümüdür. Bu bölümde yazar, genç kızları, yataklarının kenarına kadar gelmeye çalışan erkeklere karşı ve aslında en çok dikkat etmeleri gerekenlerin onlara en yakın erkekler olduğu konusunda uyarır. Grimm Kardeşlerin masalında yukarı bahsedilen öğelerin hiçbiri yer almaz. Masalın tek erkek karakteri Kurt olmadığı gibi, masalın altmetinli olduğu düşünülen bir kısım sembolleri de kaldırılmıştır. Çünkü yıl 1800’leri yani 19. yüzyılı gösterdiğinde masalın amacı genç kızları uyarmaktan, çocukları annelerinin sözünden çıkmamaları gerekliliğine dönüşmüştür. Kısaca masalın hedef kitlesi bir kez daha değişmiştir.
Tam da bu noktada, dönemsel olarak çocuk kavramı ve çocuk anlayışına kısaca bir göz atmak gerekir. Zohar Shavit (1983) dönemi şöyle açıklar; masalın ilk yazılı edebiyata dahil edildiği 17. yüzyıl ve öncesinde, çocuklar yetişkinlerden farklı görünmeyen, 10 yaşından itibaren onlar gibi giyinip onlar gibi çalışıp onlar gibi davranan bireylerdi. Masalları da yetişkinlerle beraber dinlerlerdi. Dolayısıyla o dönemde ortada bir çocuk kavramı olmadığı gibi çocukların eğitimi ve ihtiyaçlarına yönelik özel bir üretim de yoktu. Fakat zaman içerisinde başlayan yetişkin-çocuk kutuplaşması ile birlikte, çocukların yetiştirilmesi, eğitilmesi gerektiği düşüncesi, çocuklara yönelik eğitici ve öğretici üretimleri de beraberinde getirdi. 18. Yüzyılda artık bir çocuk edebiyatından söz etmek mümkündü. Buradan yola çıkarak bakıldığında, 19. Yüzyılda Grimm Kardeşler masalı yazarken değişim gösteren hedef kitleyi göz önüne almış ve metni çocuklara yönelik, ders vermeyi amaçlayan bir şekle sokmuşlardır.
Peki Grimm Kardeşler’in masalını diğerlerinden farklı kılan öğeler nelerdir? İlk olarak, masalın sonu değişmiştir. Kurt tarafından yenen Kız ve Büyükanne, bir avcı tarafından kurtarılır. Yani masala yeni bir erkek karakter eklenmiştir. İkinci olarak, Anne, sepeti verip kızını ormana yollarken, onu uyarır, hem de sadece yolda dikkatli olması konusunda değil, büyükannesinin evine girdiğinde nasıl davranması gerektiği konusunda da. Üçüncü olarak, Kurt karşılaştığı Kız’a “neden okula gidiyormuş gibi yürüyorsun?” diyerek, okul kavramına doğrudan bir gönderme yapar. Son olarak, Kız, Kurt’un karnından çıkarıldığında, bir daha annesinin sözünden çıkmayacağına dair söz verir. Artık Kırmızı Başlıklı Kız, genç kızlığa adım atan bir kız çocuğu olmaktan çıkmış, okula giden, annesinden basit adab-ı muaşeret kuralları öğrenen, annesinin sözünden çıkmaması gereken bir kız çocuğuna dönüşmüştür.
Masalın Türkçe’ye aktarımı ise 20. yüzyılı bulur. 1942 yılında Maarif Matbaası’ndan Charles Perrault çevirisi olan Kırmızı Başlıklı Kız, 1945 yılında ise  Işık Basımevi’nden Grimm Kardeşler çevirisi Kırmızı Şapkalı Kız olarak dilimize dahil olur. Bu tarihlerden sonra basılan kitapların büyük bir çoğunluğu çeviri olmayıp, bu çeviriler temel alınarak değişimler geçirmiş versiyonlardır. Bu farklı versiyonlar incelenirken birçok öğenin çeşitlilik gösterdiği görülür.
Bunların ilki masalın en dikkat çekici kısmı yani başlığıdır. Fransızcası Le petit Chaperon Rouge, Almanca başlığı Rotkäppchen olan masala, Türkçe’de Al Başlıklı Çocuk (Maarif Matbaası, 1942), Kırmızı Şapkalı Kız (Işık Basımevi, 1945), Kırmızı Başlıklı Kız (Ülkü Kitapyurdu, 1947), Kırmızı Takkeli Kız (Varlık Yayınları, 1956), Kırmızı Bereli Kız (Ülkü Yayınları, 1963), Kırmızı Pelerinli kız (Bilgi yayınları, 1963), Kırmızı şapkalı küçük kız (Kutulmuş Matbaası, 1967), Küçük Kırmızı Kız (Engin Yayıncılık, 2000) olmak üzere sekiz farklı biçimde rastlamak mümkündür. Masal başlıklarının farklılık göstermesinin temel nedeninin Türkçe’de “chaperon” sözcüğünün birebir karşılığının olmaması, kimi aktarımların Almanca (käppchen küçük başlık demektir), İngilizce gibi farklı dillerden yapılmış olmasıdır.
Bir diğer farklılık gösteren öğe, “Büyükanne”ye alternatif olarak kullanılan “Anneanne”, “Babaanne” ve “Nine” sözcükleridir. Büyükanne, Türk kültüründe pek sık kullanılmayan hatta buram buram çeviri koktuğu söylenebilecek bir sözdür. Onun yerine, yerel olarak kullanılan ve büyükanne gibi anne tarafı mı baba tarafı mı olduğunu doğrudan belli etmeyerek bu gizemi koruyan “Nine” sözcüğü ile kızın ve annenin aileye aidiyeti açısından da anneanne ve babaanne sözcüklerinin seçilmesi hoş bir yerelleştirme örneği olarak karşımıza çıkar.. 
Başka örneklerde artık ana karakterlerden biri haline gelmiş olan Avcı’nın yerine Kız’ı kurtarmak için Oduncu Baba, Orman Bekçisi ve Baba karakterlerinin eklendiği görülür. Charles Perrault’nun masal içerisinde yer verdiği tek erkek karakter olan Kurt’a, Grimm Kardeşler ile Avcı eklenmiştir. Fakat, bir çocuğun hayatındaki en önemli erkek figürü olan “baba” 19. yüzyılda halen masala dahil değildir, 2008 yılında Beyaz Balina yayınlarından çıkan masal bu eksiği tamamlamıştır.
Masallar arasındaki en etkileyici öğeler, Kurt ile alakalı olanlardır. Masalın tek kötü karakteri olan Kurt, olayların gelişmesini sağlayan temel basamaklarda okuyucunun karşısına çıkar. Bunlardan ilki Kız ile ormanda karşılaşması, ikincisi ise Büyükanne’nin evine giderek, onu yemesidir. Kurt’un Büyükanne’yi yeme şekilleri zaman zaman bir çocuk masalı için ürkütücü bile kabul edilebilecek biçimde çeşitlilik gösterir. Bir yanda, kadıncağızı parçalayıp yutarken (Maarif Matbaası, 1942), diğer yanda, Büyükanne’yi parçaladığını (Ülkü Yayınları, 1963) görürüz. Bu ifadeler, Kurt karakterinin ne derece acımasız ve kötü olduğunu gözler önüne serer. Acımasız ve kötü Kurt’un Büyükanne’yi yemediği örnekler de vardır. Büyükanne’nin “İmdat” diye bağırdığı ve Kurt’un onu bağlayıp dolaba kapadığı (Bilgi Yayınları, 1963), Kurt’un nineyi şalından tuttuğu gibi kapı dışarı ettiği (Altın Kitaplar 2007), Büyükanne’nin, koşarak merdivenleri çıkıp ve çatı katına saklandığı (Aksoy Yayıncılık, 1998), ya da nineyi korkutarak kaçırdığı (İncim Yayınları) şeklinde pek şiddet içermeyen ifadelere de rastlanır.
Masalın üçüncü dönüm noktası ise, Kız’ın Büyükanne’nin evine gelerek, Büyükanne kılığındaki Kurt tarafından yenmesidir. Fransızca masal bu aşamada sonlanır; diğer örnekler için ise bu aşama masalın asıl amacına hizmet eden kilit noktadır. Kız, cezalandırılır ve cezası Kurt tarafından yenmek olur. Kimi örneklerde Büyükanne’yi parçalayarak yiyen Kurt, Kız’ı da benzer biçimlerde midesine indirmiştir. Kız’ın Kurt’un midesinden sağ salim çıkabilmesi için, Kurt, Kız’ı yutarken, bazı örneklerde tüm acımasızlığıyla, küçük kızı birkaç lokmada yutar (Engin Yayıncılık, 2000) ya da doğrudan kızın üstüne saldırır (Altın Kitaplar, 2007). Ancak Kız’ın acımasız Kurt tarafından yenmekten başka seçenekleri de vardır. Kız “imdat” diyerek kaçmayı başardığı gibi, Kurt o kadar acımasız ve kötü bir karakter olmadığı için, Kız’ı yemeyerek onu bağlayıp, odunluğa kapattığı (Mor Fil Yayınları, 2007) korkutucu olmayan sonlar da mevcuttur. Masalın amacı doğrultusunda, Kız’ın Kurt tarafından yenmesi gerekmektedir, yaptığı hatanın cezasını çekmesi için bu durum gereklidir. Fakat Kız kaçarak, aslında hem kendini kötü durumdan kurtarmayı başarmış, hem de Büyükanne’yi kurtaracak yardımı sağlamıştır. Dolayısıyla incelemelerde görülen farklı seçenekler, masalın aynı kültür içerisinde yeniden üretimi sırasında verilmek istenen dersle beraber masalın amacının da değiştiğini göstermektedir.
En ilginç değişiklikler ise masalın tek ve en acımasız kötü karakteri olan Kurt’un ölümü ile ilgli olanlardır. Grimm Kardeşlerin, karnını su ile doldurup, derisini yüzdükleri Kurt, Türkçe örneklerde benzer ve daha korkunç sonlara maruz kalır; Avcı kurdu boğazından tutar, onu bir yumrukta yere serer ve cebinden çıkardığı bıçakla kurdun karnını yarıp, babaanneyi kurtarır. (Kurtuluş Yayınevi, 1976) , Kırmızı Başlıklı Kız’ın babası, baltasını bir vuruşta kötü kurdu öldürür (Beyaz Balina, 2008) ya da Kurt’un karnını taşlarla doldurup, yakında bulunan kuyuya atarlar (Kirpi, 2008). Hem Büyükanne’yi hem de Kız’ı yiyen hatta kimi zaman parçalayarak yutan bir karakterin sonu da aynı derecede hunharca olur, yani kötü olan da cezasını kötülüğü doğrultusunda çeker.
Tüm bu acımasız sonların yanısıra Kırmızı Başlıklı Kız ve Büyükanne, Kurt tarafından yenmeden devam eden masal varsa Kurt ölmeden de devam eden masal tabii ki olmalıdır. Bu sonlarda, Kurt’un kaçmasına (Bilgi Yayınları, 1963), karnına taş doldurdukları halde giden ve bir daha haber alınamayan Kurt’a ya da Avcılar tarafından yakalanan ve hatta yakalanmakla kalmayıp Kırmızı Başlıklı Kız, Büyükanne ve Avcı tarafından bir daha kötülük yapmayacak şekilde cezalandırılmasına kadar birçok örnek vardır. (Erdem Yayınları, 2005), (Altın Kitaplar, 2007), (Mor Fil Yayınları, 2007).
Masalın üç yüz yılı aşkın hikayesine şöyle bir göz attığımız zaman, hizmet edeceği öngörülen amaç doğrultusunda nasıl da değişlik gösterdiğini söylemek mümkündür. İlk olarak kız çocuklarını genç kızlığa hatta belki de evliliğe hazırlamak üzere anlatılan masal, zaman içerisinde önce genç kızları onlarla beraber olmak isteyen erkeklere karşı uyaran, daha sonra kız çocuklarını annelerinin sözünden çıkarlarsa başlarına kötü şeyler gelebileceği konusunda ders veren bir biçime bürünmüştür. Türkçe örneklere bakıldığında ise, masalın içeriğinde gerek kültürel gerek çocukların psikolojisi gerek eğitim süreçleri gözönüne alınarak orijinalleri olarak kabul edebileceğimiz çevirilerinden uzaklaştığını görürüz. Her sene değişik yayınevlerince basılsa ve her biri neredeyse birbirinden farklı olsa da masal, Kırmızı Başlıklı Kız’ın annesinden aldığı sepeti büyükannesine götürmesi, ormanda Kurt’la karşılaşması, Kurt’un ondan evvel Büyükanne’nin evine gelmesi, Kız’ın eve gelmesiyle aralarında o tekerleme biçimindeki bilindik diyalogun gerçekleşmesi, Kurt’un kızı yemesi şeklindeki olay dizisini hiç kaybetmeyecektir. Böylece masal nesilden nesile aktarılarak anlatılmaya, okunmaya devam edecektir. 
                                                                                              F. Ekin DANACI
                                                                                                 Ağustos 2012

Kaynaklar:
Delarue, Paul. 1951. Les contes merveilleux de Perrault et la Tradition populaire: I. Le petit chaperon rouge. Bulletin folklorique d’ile-de-France c. 13 s. 221-228, 251-260, 283-291
Monjaret Anne, « De l'épingle à l'aiguille » L'éducation des jeunes filles au fil des contes, L'Homme, 2005/1 n° 173, p. 119-147.

Shavit Zohar. 1983. The Notion of Childhood and the Child as Implied Reader (Test Case: «Little Red Riding Hood»). Journal of Research and Development in Education. Athens, Georgia: c. 16 s. 3: 60-67. http://eric.ed.gov:80/ERICWebPortal/custom/portlets/recordDetails/detailmini.jsp
?_nfpb=true&_&ERICExtSearch_SearchValue_0=EJ282035&ERICExtSearch
_SearchType_0=no&accno=EJ282035 [22.12.2009]

Verdier Yvonne. 1978. "Grands-mères, si vous saviez… : Le Petit Chaperon rouge dans la tradition orale,  Les Cahiers de la Littérature orale, IV

 






Tüm Yayın Hakları sozelti.com tarafından saklı tutulmaktadır.
Yazıların izinsiz olarak çoğaltılması yasaktır. Yazıların üçüncü kişilere verilmesi, izinsiz olarak çoğaltılması ve kaynak gösterilmeden kullanılması halinde hukuki işlem hakkını saklı tutarız
Copyright by Sozelti